Bu sütunda Filistin'e az temas etmişizdir. Zira tarihçi bakışıyla Filistin meselesi, asrımızın Yüzyıl Savaşı'dır. İlk 50 yılını çoktan doldurdu. yakın zamanda çözümlenemez. Realist değerlendirme budur. Şimdi ABD, ağırlığını bir nisbette ve bir müddet için Araplar'dan yana koydu. BM kararı ortadadır ve Amerikan etkisi kesindir. Ama Birleşik Amerika'dan Araplar lehine fazla bir şey beklenmemelidir. Zira ABD, İsrail'den daha büyük bir Yahudi devletini de içerir. Washington, Müslümanlar'a verebileceği âzamî desteği, Clinton'ın son yılında ortaya koydu. Tecrübeli politikacı Arafat bunu kavradı, fakat İran'a bağımlı radikallerden ürkerek Clinton planını kabûl etmedi. Akıtılan kan hemen durdurulmalıdır. İsrail, Şaron'un işgal ettiği yöreleri boşaltmalıdır. Araplar da eylemlerinden vazgeçeceklerdir. ABD, önümüzdeki aylarda ılımlı davranacaktır. Zira Irak savaşında Araplar'ı mümkün mertebe sâkin ve sukûnette tutmak istiyor. Yahudiler, 3000 yıldır akıllarını kullanmaktaki yetenekleri sayesinde varlıklarını devam ettirmiş bir kavimdir. Halbuki 3000 yılda nice anlı şanlı kavim tarihe karıştı. Binaenaleyh İsrail, daha fazla Arap nüfusu ilhak gibi sakat bir yol seçmiyecektir. Filistin devleti için Araplar'a bıraktığı asgarî toprakları ilhak peşinde olmamaları aklın gereğidir. Siyonist denen ırkçı müfritler dışında Mûsevîler'in böyle düşünmeleri normaldir. Toprak meselesinde iki taraf anlaşabilir. Golan Tepeleri sorunu daha girifttir. ABD, Filistinliler'e çok büyük tazminat ödemeye hazırdır. Ama Kudüs meselesinde çözüm görünmüyor. Nâsır'ın İsrail'e çılgınca savaş açıp kaptırdığı Eski (veya Doğu) Kudüs'ü Yahudiler bırakırlar mı? Hazret-i Ömer'in, Selâhaddin Eyyûbî'nin, Yavuz Sultan Selim'in alınlarını koydukları en kutsal makamları içeren, Osmanlı'nın Kuds-i Şerîf dediği beldenin Müslüman olmayan bir yönetimde kalması bütün İslâm âlemini ve 1916'ya kadar nice asır bu makamlara üstün liyakatle hizmet eden biz Türkler'i gücendirir. İsrail, bu duyguyu algılayabildiği an, barış gerçekleşir.