İsrail'in tam bir savaşa benzeyen Ramallah harekâtı 5. gününe girdi. Daha 1 ay süreceği söylendi. İsrail askeri, Beytüllahm'i de işgal etti ve Gazze şeridinde ilerliyor. İslâm Konferansı dışişleri bakanları Malezya'da toplandı. Başkanlık eden Malezya başbakanı Meâsir Muhammed, İsrail'de eylem yapan Filistinliler'e (terörist) deyince protesto edildi. Yunanistan, Küba ve Japonya'dan Libya, Yemen ve Fransa'ya kadar pek çok ülke, Birleşmiş Milletler'in askerî müdahalesini istedi. Ancak bunun epey uzun vadeli bir iş olduğu malûmdur. İsrail, topraklarında eylem düzenliyenlerin elebaşılarını ele geçirmek iddiasıyla Filistin topraklarına girdi. Arafat'ı, bu eylemleri önceden bilip desteklemekle suçluyor. Washington'ın da aynı fikirde olduğu anlaşılıyor. Dün Ankara'da Ecevit başkanlığında yapılan hükûmet toplantısında Filistin görüşüldü. Dışişleri Bakanı İsmail Cem, İsrail taarruzunu sert dille eleştirdi, fakat Filistinliler'e de İsrail topraklarındaki eylemlerinden vazgeçmelerini öğütledi. Şehid edilen binbaşımızın otopsi raporu yayınlanmadı. Bu tip suikastleri kısa zamanda delillendirmek hemen hemen imkânsızdır. Birilerinin kendi kafalarınca Türkiye'ye ihtar çekmek istediği anlaşılıyor. Bu arada Türkiye'nin Afganistan'da BM kuvvetlerine 2 general ve 1200 askerle katılıp komutayı alması kesinleşti denebilir. Ancak İsrail taarruzu, gerek Afganistan, gerek Irak konularını gölgeliyerek öne çıktı. Filistin'de akan kan, bu hafta da dünya ve Türkiye gündeminin başlarında yer alacak. Savaşın Şaron iktidarını uzatması ve ılımlı İsrailliler'in sesini kısması ihtimali bile vardır. Hâsılı Orta Doğu'da olumlu ve ümit verici gelişmelerden eser yok. Bakalım ABD, bu karmaşanın içinden nasıl çıkacak? Doğru dürüst ordusu bulunmayan Filistinliler'in, süper silâhlarla ezilmesini Amerika'nın terörle savaşın bir parçası şeklinde sunup kabûl ettirebilmesi ihtimali zayıftır.