Adalet ve Kalkınma Partisi ile genel başkanı Başbakan Tayyip Erdoğan'ın hangi istikamette icraat yapabilecekleri üzerinde tahminlerde bulunuyoruz. Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi ve ikinci muhalefeti oluşturan Milliyetçi Hareket Partisi için de fütürolog-tarihçi olarak tahminlerde bulunmak, gelecekte neler yapacaklarından bahsetmek isterdim. Ama elimizde yeterli veriler yok. Sayın başkanları sadece iktidarı eleştiriyorlar. Bu eleştiriler üzerinde yazmak istemiyorum. Çünkü gazetemizde bu konuyu derinlemesine ele alan, hiçbir inceliği gözden kaçırmayan, bilhassa ana muhalefet lideri Sayın Baykal konusunda uzmanlaşmış kalem arkadaşlarım var. Muhalefet, elbette iktidarı eleştirmek, araştırmak içindir. Bu görevi ifa etmek için milyonlarca vatandaşın oyunu almışlardır. Ancak neyin nasıl yapılacağını da açık seçik söylemeleri gerekir. Sayın Başbakan, Türkiye'nin ve dünyanın her yerinde günde en az bir kere konuşuyor. Muhalefetin eleştirilerini cevaplandırıyor. Ama gelecekte ne yapacağını da, bazılarını çok açık, bazılarını ima yoluyla anlatıyor. Bu suretle gündemin tek efendisi ayrıcalığını muhafaza ediyor, kimseye bırakmıyor. Anayasa konusu inşallah hayırlısıyla bitince, anayasanın bütünü yani yepyeni bir anayasa hakkında konuşulacaktır. Sayın Erdoğan, başkanlık sistemini ortaya attı. Bu sistem bugün Avrupa'da -AB üyesi olan veya olmayan- hiçbir devlette mevcut değil. Başbakan, yarı başkanlık değil tam başkanlıktan bahsediyor. Binaenaleyh radikal bir rejim açılımı teklifidir. Muhalefet liderlerinin de böyle açılımları olmalı diyorum. Bize, iki tarafın açılımlarını mukayese imkânı versinler. Biz de vatandaşa fikirlerimizi açıklayalım. Hangi tarafı beğeniyoruz, yazalım, konuşalım, oy potansiyelleri oluşsun. Bilhassa terör ve Kürtçülük hakkında projeler ortaya konmalı. Türkiye, dünya devleti olmak yolunda hızla ilerliyor. Bu iki konuda ayağımıza çelme atılmasını beklemeyelim. Geleceğe bakalım. Ama doğru bakalım.