Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan bugün Denktaş ve Klerides'le ayrı ayrı görüşecek. Kıbrıs'a 23 yıldır ayak basan, fakat ilk defa Türk tarafını ziyaret eden BM genel sekreteridir. 1979'da Kurt Waldheim da Kıbrıs'a gelmiş, fakat Denktaş'la görüşmemişti. Ziyaretin amacı, anlaşmaya varmaları için iki tarafı da ikna etmek, daha açık ifadeyle baskı yapmaktır. Kıbrıs meselesi Türk tarafı için bir zamanlardaki rahatlık ve serbestliğini kaybetmiştir. Yunanistan AB üyesi ve zengin, Türkiye AB dışında ve yoksuldur. Kıbrıs'ın Rum tarafı mafya, kara para, yeraltı ekonomisi, terör, Arap devletlerinin desteği ile zenginleşmiştir. Türk tarafı, üniversitelerine ve kumarhanelerine rağmen hâlâ fakirdir. Ambargo ve Türkiyeli iş adamlarının yatırım yapmaktaki ihmalleri, Türk tarafının gelişmesini engelledi. Avrupa Birliği'nin Kıbrıs Rum tarafına, Türk tarafı katılmasa bile bu yıl sonunda (13 Aralık) Kopenhag toplantısında tam üyelik vereceğini açıklaması, Rumlar'ın şımarıklığını son haddine getirdi. İngiltere, Türkler'den aldığı Kıbrıs'ın tamamını Rumlar'a vermeye kararlı gibidir. Londra ve Zürih andlaşmalarındaki imzalarını çoktan unutmuştur. Birleşik Amerika ise, Rum lobisinin bitip tükenmek bilmez yakınmalarının etkisindedir. Başkan Clinton, Filistin ve Kıbrıs sorunlarını çözümliyerek müddetini tamamlamak için çalıştı, ikisini de gerçekleştiremedi. Bu akşam Kofi Annan'ın her iki liderle görüştükten sonra söyliyecekleri, iki taraf için de, Ankara ve Atina için de, önem ve ağırlık taşıyor. Türkiye için hayatî olan, Kıbrıs'ta anlaşma ümidi ortadan kalktığı takdirde, Avrupa Birliği ile ilişkilerimizin bozulacağı hususudur. Dün Atina'da yapılan Yunan kabine toplantısında, Türkiye'yi AB konusunda yokuşa sürmek için, Kıbrıs Rumları'na ağırdan almaları direktifi verilmiştir, hiç şüphe etmeyiniz.