Bitmek üzere bulunan haftanın olayı, Tayyip Erdoğan'ın kaseti ve aleyhine dava açılmak istenmesi idi. Erdoğan'ın alternatifi herhalde Abdullah Gül'dür. Erdoğan veya Gül, Meclis'te parti dengesi bakımından değişiklik yapmaz. Ekonomi bakımından, iyileşme ümidi devam ediyor. Arjantin'den iyi durumda olmakla teselli buluyoruz. Sonbaharda esaslı bir düzelmenin görüleceği kanaatindeyiz. Tabii uğradığımız büyük hasarın telâfisi yıllar alacaktır. Haftanın gerçek önemli olayı, Millî Güvenlik Kurulu toplantısı idi. Avrupa Birliği veya sadece Avrupa düzeni ilkelerinin benimsendiği açıkça ifade edildi. Mesele, bu istikamette yapılacak Anayasa'nın 37 maddesinin tadilidir. Bu hususta MG Kurulu, partilerin anlaştığı 37 madde tadilinin olgunlaştırılması tavsiyesinde bulundu. Biz olgunlaştırma tabirini olumlu karşılıyoruz. Manasının batnında bir hile saklandığına inanmıyoruz. Zira bu Anayasa tadiline bakılarak, Avrupa Birliği için taahhütlerimize ne ölçüde riayet ettiğimiz, ne kadar ilerlediğimiz hakkında 15 AB üyesi devlet rapor hazırlıyacaklar. Bu rapor bizi Avrupa Birliği'ne ya yaklaştıracak, ya uzaklaştıracaktır. İkinci ihtimalin gerçekleşmesi hâlinde, ipe un sermekteki ve yerimizde saymaktaki millî geleneğimizi sürdürmekte ne derecede maharet ve tecrübe kazandığımız ortaya çıkacak. 5 (şimdi 6 oldu) parti temsilcilerinin üzerinde anlaştıkları 37 madde önce genel başkanların tasvibine sunulacak. Hükûmette görüşülecek. Bu şekilde olgunlaştıktan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iradesine arz edilecek. Türkiye'nin Avrupa devleti kimliği mi ağır basacak, Orta Şark devleti kimliği mi? Göreceğiz.