Haftanın gündemi

A -
A +

Hafta, Sayın Ecevit'in sıhhati üzerinde yapılan spekülasyonlarla geçti. Her kafadan ayrı ses yükseldi. Özenli yazılar döşendi. Bu sütunda bendeniz hiç temas etmedim. Söylenenler dışında ne yazacaktım ki? Dr. Bahçeli'nin Azerbaycan ziyareti verimli ve başarılı geçti. Türk illerinde sevildiği âşikâr oldu. Türkeş gibi büyük bir adamın, gerçek bir başbuğun halefi bulunması, zaten kendisine peşin saygınlık sağlıyordu. Türk dünyasını daha fazla gezip dolaşmasında sonsuz millî faydalar vardır. Sayın Mesut Yılmaz, HADEP'le temasının bulunmadığını söyledi. Bizi rahatlattı. Böyle bir işbirliği ancak Prof. Erdal İnönü'nün harcı idi, o bile pişman oldu. Soyadı İnönü idi. Yılmaz adı, bu sorumluluğu kaldırmaz. Ana muhalefet liderimiz Prof. Çiller, çifte turlu genel seçim için dayatacak gibi. İlk turda yüzde 15 oy alıp ikinci tur sonunda milletvekili sayısının yarısını, belki üçte ikisini devşireceğini düşündüğünü sanıyorum. Epey kumardır. Gerçi politika risk alabilmek san'atıdır ama, şartları vardır. Temsilî sistemden vazgeçen yeni bir modelin gürültüsü çok olur. Sonuçları da rulet oyunundaki gibidir. Recai Bey Amcamız, sözünü sakınmadan söylüyor. Recep Tayyip Bey, değiştiğini, çok, pek çok değiştiğini anlatmakla nefes tüketiyor. Muhatapları nedense anlamıyorlar. Kemal Derviş, hangi partiye gireceğine henüz karar vermedi, zaten erken buluyor. Mehmet Ali Bayar, basın ve iş âlemi arkasında, vatan sathına açılmaya çalışıyor. Çok büyük olduğu derecede çetin bir sahadır. Böylesine hây ve hûy ile koca bir hafta geçirdik. Bu arada memura yüzde 2.5 zam bile yaptık. Burası Türkiye'dir. Bugün öyle bir gelişme olur ki, yarın bambaşka bir konu ile huzurunuza çıkabilirim.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.