Biz Türkiye Cumhuriyeti'ni 13 milyonla kurduk. Şimdi olduk 74 milyon. Maaşallah diyelim ama, bazı gerçekleri hatırlamamız lâzım: Bu rakamlar, 85 yılda 10 veya 11 misli bir artışı gösteriyor. Böylesine bir nüfus artışı (Fr. Taux de oroissance), Avrupa'nın hiç, ama büyük küçük hiçbir devletinde asla kaydedilmedi. Ancak Güney Amerika, Afrika, Asya kıt'alarından emsal gösterilebilir. Avrupa kıt'asında, Rusya ve Almanya'dan sonra nüfus bakımından 3., ekonomi bakımından 7. devlet hâline geldik. Türkiye'yi demokrasi kurallarını ihlâl etmeksizin yönetmek, büyük hüner ve süper ekipler harcı oldu. Dünyanın 20 önemli devletinden biri olan ve daha yukarılara tırmanmak potansiyeli taşıyan Türkiye'de, acayiplikler de eksik olmuyor, sosyal sürprizler de. İşte size son 48 saatin birkaç olayı: Sayın Erbakan'ın, Necip Fâzıl'ın şiir dehâsı ile oluşturduğu sonradan Millî Görüş denen devlet modelini kimselere emanet etmeyip, 84 yaşın câzibeli cevvâliyeti içinde savunmaktaki iradesi, bizi hayran ve hayrette bıraktı. Rivayet nasıl çıktı ise, Türk milliyetçi hareketinin ve Türk devletleri iş birliğinin lideri Alparslan Türkeş'in mezarının nekledileceği söylentisi Ankara'ya yayıldı. Böyle bir şey MHP'nin oyuna oy katar. BDP ile hükûmetin görüşmesi kararlaştırılmıştı. Hakkâri'de PKK'nın Öcalan muhalifi hizbince gerçekleştirilen 9 sivil vatandaşın bomba patlatılarak alçakça öldürülmesi, görüşmeyi engelledi. Birkaç saat sonra Kürtçü BDP ile hükûmetin bazı üyeleri oturup konuşacaklardı. BDP, Pe Ka Ka tahakkümünden yakasını kartaramamakla beraber, Yüce Meclis'te 4. ve sonuncu grubun sahibidir. Grup kurması için iktidarın epeyce yardımı oldu. Kürtçe zorunlu eğitim ve güvenlik kuvvetlerimizin eşkıya takibinden vazgeçmesi gibi antidemokratik ve hiçbir devletin kabulü mümkün bulunmayan taleplerine rağmen, hükûmetle elbette görüşecekler. Bir de İstanbul'da Tophane'nin bir sokağında arbede çıkmasın mı? Epey alâkâ uyandırdı. Daha çok arkası gelir mi endişesi hissedildi.