Krizin sebepleri ne olursa olsun, millet önünde sorumlusu hükûmettir. Buna rağmen -hiç olmazsa ortalık duruluncaya kadar- hükûmetin devamı gerekir. Bir hükûmet buhranında, krizin boyutları büyür. Böyle ortamlarda birtakım eksantrik adamlar çıkar, millete yaramaz, halkın hıncını kışkırtan tekliflerde bulunurlar. Hiçbir oy potansiyelleri yoktur. Sağlıklı fikir verecek kapasitede değillerdir. Demokrasiyi bozmak pahasına 2001 dünyasında Türkiye'yi rezil edecek projeler üretenlerin maksatları belirsizdir. Dün Ankara'daki esnaf mitinginde polis ve medya taşlayan delikanlıların da esnaflıkla ilgisi bulunduğunu sanmıyoruz. Evvelsi gün esnafa, küçümsenmiyecek tavizler verilmişti. Sıkıntıda oldukları muhakkaktır. Ancak her kesim sıkıntı içindedir. Üçlü bir koalisyonu yürütmek Batı'da bile zor iştir. Millî mutabakat adı takılan beşli koalisyon düşüncesinin gerçerliliği hiç yoktur. Kesin şekilde işlemez, bir şey yapamaz. Zaten demokrasiye aykırıdır. Pekiyi Ecevit-Bahçeli-Yılmaz hükûmeti böylesine sürüp gitsin mi? Hayır! Büyük hataları, zaman kavramıyla alay edercesine boşuna vakit harcaması, sonunda rejimin münakaşasına zemin hazırlaması, sürüp gitmesi ihtimalini kendiliğinden ortadan kaldırdı. Koalisyon bakanlarının haylisi yerlerini dolduramadıktan başka, gaf yapan, zarar veren karakterleriyle fonksiyonlarını yitirdiler. Daha kriz çıkmadan bu sütunda kabine revizyonu ihtiyacı defalarca dile getirildi. Belki bu teklifler, baskı şeklinde algılandı ve Sayın Ecevit'in bilinen inadına eklenerek direnç oluşturdu. Ancak politika, öngörmek san'atıdır. Artık bugünki çizgide derhal, hemen, tereddütsüz bir kabine revizyonu gerekiyor. Komedi konusu boyutundaki bakan sayısı da yarıya indirilmeli. Bu takdirde güven duygusu canlanır. Hükûmetin devam şansı olabilir. Aksi halde, yeni bir başbakanla, aynı üçlü ile bir koalisyon modeli yürürlüğe girecektir.