Cumhuriyet tarihinin en dökülen hükûmeti, aynı zamanda en düşürülemezi hâline geldi. Bu hükûmet, 3 Kasım'a kadar gider. 276 oyla ıskat edilse bile, başbakanlık sırası Dr. Bahçeli'dedir. Hiç şüphe buyurmayınız, ağırdan alır, 45 günden önce kabinesini kurmaz. Bu müddet, anayasal hakkıdır. Demokratik teamüller bakımından doğru mudur? Burası Türkiye'dir. Çağdaş demokrasinin ta kendisi olan Kopenhag kriterlerine direnen ülkedir. Demokrasinin aynı ağırlıkta yazılmayan (Osm. gayri mektûb) kuralları pas geçilir. Hükûmete dokunmaksızın seçimi erteleme kararı almak daha kolaydır. Buna teşebbüs edilecektir. Lehimize midir? Efendim Türkiye'de bu husus da fazla geçerli değildir. Aday listeleri 1999 listelerinden daha düzgün çıkmadı. Bütün partiler için böyledir. Son gün saat 16.55'e kadar, en gizli devlet sırrı gibi saklandı. Böyle bir uygulama da bize has ve mahsustur. 4'ten fazla partinin Meclis'e girmesi ihtimali çok zayıftır. 4 partinin Meclis'e girmesinin bile hiçbir güvencesi yoktur. Seçim gününe yaklaşıldıkça temayüller elbette değişir. Fakat arz ettiğimiz durumun değişeceğini sanmıyoruz. Seçim sonrası millet iradesinin önemli bir bölümü dışlanacaktır. Seçimlerden çok kişinin Türkiye için parlak sonuçlar beklememesi ilgi çekiyor. Hattâ 22. yasama döneminin kısa süreceği, seçimlerin yenileneceği iddiaları mevcuttur. Eski seçimler böyle değildi. Ümit ve iyimserlik içinde yapılırdı. Doğru ve akıllı, gerçekçi tavır, seçimlerin sonunda oluşacak iktidarı, peşin yargılardan uzak, samimiyetle desteklemek ve yapacaklarını beklemek, sonra yargılamak ve eleştirmektir. Biz böyle düşünüyoruz.