İdam cezası

A -
A +

Bu sütunda müteaddit defalar yazdım: Ben idam cezasına inanırım ve taraftarım. İnsan suretinde öyle yaratıklar vardır ki, bunların azaltılabilmesi ve caydırılabilmesi ancak ölüm cezası ile mümkündür. Daha dün giyotinle kafa kesen Avrupa devletlerinin, toplumu korumak için şart gördükleri bu cezaya mutaassıpça diyebileceğim bir kesinlikle karşı çıkmalarını bir ifrat, bir moda, hattâ bir çeşit züppelik sayıyorum. O cezayı uygulayan babaları vahşi adamlar mı idi? İdamın mahzuru da vardır: Yargının yanılarak bir masumun ölümüne hükmetmesi. Bu, telâfisi mümkün olmayan bir hata, büyük bir insanlık suçudur. Siyasî sebeplerle idam ise, artık tamamen çağ dışıdır. Bizim şahsî görüşlerimiz, politikanın gerçeklerini bağlamaz. Bugün Türkiye hariç bütün Avrupa devletlerinde idam kalktı. Atatürk'ün anlı şanlı inkılâpçı reformist Türkiye Cumhuriyeti âdetâ ben Avrupalı falan değilim inatlaşmasına girmiştir. 18 yıldır uygulamadığı bir cezayı kâğıt üzerinde muhafaza etmek için direniyor. Bizde olduğu gibi Avrupa'da da Türkiye'nin AB üyeliğini geciktirmek, hattâ akamete uğratmak isteyenler mevcuttur. Nitekim sırf bu sebeple üyelik müzakerelerine başlamamız 2002 sonrasına atılabilir. Bir kulübe girmek için, kurallarına uymaya mecbursunuz. O kadar devletin uyduğu şu veya bu kuralı beğenmediğinizi söyleyemezsiniz. Kısa ve orta vade bahis konusu değildir. Orta vadeyi kısa vade kılıp gerçekleştiren taraf kazanır. Hiçbir şekilde affı ve kısaltılması mümkün bulunmayan ağırlaştırılmış hayat boyu hapis cezası, idamdan kat kat etkilidir. Bu konudaki kanunun düzenlenip çoktan Yüce Meclis'e sunulması gerekiyordu. Bu ceza AB üyelerinin yasalarında nasıl ise, aynen tercüme edip uygulanması daha iyidir. Kendimize mahsus hususiyetler iddiasına lüzum yoktur. Tanzimat'ta ve Cumhuriyet'te bin maddelik temel kanunları tercüme etmedik mi? Sayın Devlet Bahçeli'nin ve Sayın Tansu Çiller'in, sorunu bu açılara ağırlık vererek gözden geçireceklerine inanıyoruz. Elbette ilkeler vardır. Ama milletin geleceğe dönük menfaatleriyle çelişen ilkeleri yeniden düzenlemek, politikanın gereği ve milliyetçiliğin şartıdır. Bu yazı, dünki Millî Güvenlik Kurulu toplantısının bitmesinden önce kaleme alındı.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.