BİRÇOK YAZARA ÜN KAZANDIRDI Âgâh Efendi'nin yayıncı, Şinâs Efendi'nin başyazar olduğu Tercemân-ı Ahvâl'in pek çok içeriği bugünkü gazeteler için de ilk örnek oldu. Nâmık Kemal ve bütün bir yazar kuşağı burada ün kazanmışlardı. RESMİ GAZETENİN BAŞLANGICI Sultan Mahmûd'un büyük önem verdiği Takvîm-i Vekaayî'nin ilk nüshası 1 Kasım 1831'de çıktı. 1922'ye kadar bu isimle yayınlandı. Bu tarihte adı, önce Resmî ceride, sonra Resmî Gazete oldu. Türkçe'de gazete için uzun müddet Arapça asıllı cerîde kelimesi kullanılmıştır. Gazete, belki Fransızca yolu ile İtalyanca asıllıdır. (Fransızca'da gazette, İtalyanca gazetta'dan gelir, fakat bildiğimiz gazete için journal kullanılır ki, Fransızca'da başka anlamları da vardır). İlk gazeteler Avrupa'da 17. asırda tek tük görülmeye başladı. 18.'de önemli çapta gelişti. Bu asır sonlarında gündelik hayatın vazgeçilemez bir medeniyet unsuru hâline geldi. Daima günlük değildi. Haftada bir, iki defa veya belirsiz aralıklarla çıkanları vardı. 1796-98'de genç Fransa Cumhuriyeti'nin İstanbul Büyükelçiliği, bir Fransızca gazete yayınladı. İzmir'de de Le Spectataur Oriental yayınlanıyordu. Ama Türkiye'de Türk gazeteciliği, büyük reformcu hükümdarımız İkinci Sultan Mahmûd'un girişimi ile başlar. 1830'da padişah, devletin çıkarlarını Avrupa'ya karşı savunmak için İstanbul'da Blak Bey'e Fransızca Le Moniteur Ottoman gazetesini yayınlatmaya başladı. Sultan Mahmûd'un büyük önem verdiği Takvîm-i Vekaayî'nin ise ilk nüshası 1 Kasım 1831'de çıktı. 1922'ye kadar bu isimle yayınlandı. Bu tarihte adı, önce Resmî ceride, sonra Resmî Gazete oldu, hâlâ bu isimle çıkıyor. Sultan Mahmud, gazetenin başına sonradan kazasker ve ilk eğitim bakanımız plan Es'ad Efendi'yi getirdi ki, değerli eserleri vardır. Devlet matbaası (basımevi) bu zâtın emrine verildi. Modern Türkiye'nin kurucusu olan Sultan Mahmûd, halkın anlamadığı ağdalı ifade kullandığı için Es'ad Efendi'yi uyardı. GERÇEK GAZETE VE DERGİLER Bu resmî gazete, bugünki gibi değildi. Dünya politikasına dair haberler de veriyordu. Bu resmi (Fr. officiel) gazeteyi, devletin bir nîm-resmî (yarı resmi, Fr.officieu) gazetesi izledi: Cerîde-i Havadis. 1840'tan -1860'a kadar çıktı. İçeriğine, büyük bir bilgin olan maârif nazırı (eğitim bakanı) Münîf Efendi (paşa) hâkimdi. İlk tamamen özel gazete ise Tercemân-ı Ahvâl'dir. 22 Eylül 1860'da başladı. 1866'ya kadar devam etti. Çapanoğlu Âgâh Efendi nâşir (yayıncı), Şinâsî Efendi sermuharrir (başyazar) idi. Gerçek gazeteciliğimiz bu gazete ile başlamış sayılıyor. Hükümeti eleştirmeye kadar bugünki gazetelerdeki pek çok içerik Tercemân-ı Ahvâl ile başlar. Nâmık Kemal ve bütün bir yazar kuşağı burada ün kazandılar. 1861'de Şinâsî, bu gazeteden ayrılıp Tasvir-i Efkâr'ı çıkarmaya başladı. İlk dergimiz ise 1850'de çıkmaya başlayan Vekaayî-i Tıbbiyye'dir, fakat meslek (hekimlik) dergisidir. Genel konularda yayın yapan ilk dergi Münif Paşa'nın 1661'de yayınlamaya başladığı Mecmu'ai Fünun'dur. Türk mecmua yayınının bununla başladığı kabul ediliyor. 1660'a doğru İstanbul'da ayrıca devletin yarı resmî Journal de Constaniople'u İngilizce Levant Herald, Fransızca Courier d'Orient, Rumca Bizantis, Bulgarca Bulgaria ayrıca Ermenice 4 ayrı gazete yayınlanıyordu. İzmir, Kahire, İskenderiye, Beyrut, Selânik gibi şehirlerimiz, İstanbul'u izliyerek gazeteler yayınlamaya başladılar. Sultan Abdulmecid dönemi (1839-1861) bu suretle kapandı. DAĞITIM KOLAYLAŞINCA... Türk basınının gelişmesi asıl Sultan Abdülaziz dönemindedir(1861-1876). 19. asır basınımız henüz bütünüyle incelenmiş değildir. Çok acayip gazeteler çıkmıştır. Meselâ 1660'da İstanbul'da yayınlanan Mecmu'a-i Havadis ve Münadi-i Erciyas, Ermeni harfleri ile Türkçe, Anadolu ise Rum (Grek) harfleri ile Türkçe'dir. O zamana kadar muntazam olmayan posta sorununu Sultan Mahmud, 1834'te bugünki PTT'yi kurarak devlet sorumluluğuna aldı. Gazete dağıtımı çok kolaylaştı. 1834'te ilk posta yolunun açılışına Sultan Mahmud o derecede önem verdi ki, ilk posta arabasını karşılamak için bizzat İzmit'e kadar gitti. 1855te telgraf ve bunun da öncesinde demiryolları bağlayınca, gazetecilik çok faydalandı. Sultan Mahmûd'un Anadolu ve Rumeli'nin her tarafına posta örgütünün yayılması için yayınladığı hatt-ı hümâyûn, inkılaplarımızın ne derecede radikal yöntemlerle yapıldığını gösterir. SULTAN ABDÜLHAMİD DÖNEMİ 1876'da tahta oturan İkinci Abdülhamîd, 1878'de yönetimi şahsen üzerine almaya mecbur oldu. 1908'e kadar devam ettirdi. İ909'da tahttan indirildi ki imparatorluğun dağılmasının gerçek bir sinyalidir. Bu dönemde -ki muhaliflerce Devr-i İstibdâd diye anılır- basın, beskı san'at ve sanayii, kitap yayını çok gelişti, Avrupa baskı düzeyine ulaştı. Ancak gittikçe ağırlaşan sansür basını kötü etkiledi. Muhalif gazeteler Paris, Kahire gibi yerlerde basılarak gizlice dagıtılıyordu. Bu gazetelerin eksiksiz koleksiyonu hiç bir kitaplığımızda yoktur.