Yıl sonuna doğru Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye üyelik müzakerelerine başlama tarihi verip vermiyeceği açıklanacak. Verilirse, kılıçtan keskince ince ve uzun yolun bir yerlerinde bulunduğumuz anlaşılacak. Üçüncü Selim'in, İkinci Mahmud'un, Reşid Paşa'nın, Büyük Atatürk'ün ruhları şâd olacak. Aksi olursa... Türkiye'de küçük kıyamet kopacak. Hükûmet kesinlikle düşecek. Muhalefet ağır şekilde kınanacak. Hiç şüphe etmeyiniz, Türk'ün ateşle imtihanıdır. Çeyrek asır önce yaptığımız, 20. asır tarihimizin -Birinci Cihan Savaşı'na girmemizden sonraki- ikinci en büyük çaptaki millî hata, bu defa pas geçilmiyecektir. Yenileşme veya İnkılâp tarihimiz, Atatürk dönemi hariç, hatalar ve yetersizliklerle dolup taşar. Resmî ve çarpık yazılmış tarih kitaplarımıza göre yanlış yapmamış millet olduğumuz iddia edilir. Başkumandan vekili Enver ve bahriye nâzırı Cemal Paşalar'ın iki ayrı resmî emri ile donanmamızın Rusya liman ve gemilerini bombalıyarak 1914 savaşına girmemizi, Amiral Souchon Paşa'nın Osmanlı devletinden habersiz bir Alman eylemi şeklinde yutturmaya çalışan yalan, hâlâ zihinleri bulandırıyor. Çeyrek asır önce de, AET'ye girmek için İspanya ve Portekiz'den önce, Yunanistan'la beraber davet edildiğimizde 10 yıl müddet istememiz trajedisi, kim bilir hangi çevrelerden yayılan bir iddia ile örtülmek isteniyor. Atina bilindiği üzere davete balıklama atladı. Ve Ankara'nın çekincesini öğrenince, Termopiller'den bu yana (2500 yıldan beri) en büyük zafer neş'esini yaşadı. Neymişmiş? Efendim AET, davetini kabûl etse imişiz, zaten bizi almıyacağı için Yunanistan'ı da almıyacak imiş! Bu sırrı (!) Avrupalı bir diplomat Ankara'daki bir politikacımıza ifşa buyurmuş imiş! Farz-ı muhal böyle olsa, sonuç gene son derecede aleyhimizedir: Yunanistan'ı da almasa idiler. Türkiye ne kadar rahatlardı. Bu internet çağında millet artık uyanmıştır. Dünya nimetlerine aç, palavralara karnı toktur. AB'nin tarih vermemesini doğru okuyacak, doğru algılayacaktır. (Siz Avrupalı değilsiniz, Avrupa düzeyine ehil değilsiniz), hattâ (çağdaş uygarlık çizgisine ulaşmakta yeteneksiz bir devletsiniz) manasına geldiğini vakit geçirmeden kavrıyacaktır. Bu defa böyle bir ithamın altında kalacak hiçbir kişi ve kuruluş, milletin öfkesinden masûn değildir, 25 yıl önceki mazeretlere sığınamıyacaktır.