ABD, ister savaş, ister anlaşma yoluyla, ama mutlaka, Irak'a hâkim olmak, ülkeyi şöyle güzelce düzenlemek, petrolde kesin söz sahibi bulunmak istiyor. Irak'a demokrasi getirip uygulatmak gibi hayalleri yoktur. Ama diktatörlüğü ve totaliter rejimi yıkmak, liberal bir idare kurmak arzu ediyor. ABD'nin Irak'ta savaşsız egemen olabilmesi, Saddam'ın ülkeden ayrılmasına ve Baas rejiminin hem ordudan, hem yönetimden el çekmesine bağlıdır. Baasçı subaylar ve yöneticiler, Amerika'nın getireceği yeni düzene intibak edebildikleri nisbette yerlerinde kalırlar. ABD yönetiminin ülkeye getirmesi beklenen en müsbet gelişme, ekonomik alanda olabilir. Irak'ta ambargo kalkacaktır. Petrol coşkuyla akacaktır. Anormal savunma ve başkanlık, istihbarat masrafları en az dörtte bire inecektir. Muhalif medya oluşabilecektir. Halk, yeni yönetimden memnun kalacak, refah yüzü görecektir. Saddam'ın heykelleri, resimleri yok edilecek, adını taşıyan yerler isim değiştirecektir. Saddam dönemi, Irak tarihine, Hulâgû dönemi hariç, en korkulu yıllar şeklinde geçecektir. Saddam, daha kuvvetli ihtimalle, iki haftadan fazla direnemiyeceğinin az da olsa farkında bulunduğu halde, Amerikan-İngiliz kuvvetlerine karşı koyacaktır. Irak, harab olacak, on binlerce Iraklı ölecek, yüz binlercesi evini barkını bırakıp yerlerinden oynıyacaktır. Bu takdirde ülkede -zaten hiç sevilmeyen- Amerikalılar ve İngilizler'e karşı kin ve nefret fazlalaşarak sürüp gidecektir. Bu da Amerika'nın Irak'ı düzenleme işini zorlaştıracak ve uzatacaktır. Amerika'nın Irak için birkaç alternatif planı bulunduğu muhakkaktır. Hangisini uygulayacağını biraz da gelişen şartlar belirliyecektir. Amerikan planının tatbiki, Irak'a komşu ülkelerin hepsinin rahatını kaçıracak mahiyette olabilir. Zaten tarihin gördüğü en cehennemî imha edici güçlerin Körfez'de birikmesi, bölgenin huzurunu kaçırmakla kalmadı. Dünyayı tedirgin etti. Almanya'nın sert çıkışı, olumsuz gelişmelerin işaretidir. Türkiye, makul ölçüler içinde, stratejik müttefiklerine destek veriyor. Onların Irak'ta çok da yaramaz işler yapmalarını belki dengeliyebilecektir. Bütün bunları, Avrupa Birliği'nin üye adayı olduğunu asla unutmadan yerine getirecektir. Doğrusu Ankara'nın durumu hiç kolay değildir.