Başkan Bush'un Irak konusundaki tutkusu, hiçbir engel, mazeret, taviz tanımayacak görünüyor. Bu harekât yapılacak ve maalesef çok kan dökülecek. Evler barklar yıkılacak. Tarih ve medeniyet eserleri zarara uğrayacak. Bütün bunlar, sınırımız üzerinde vuku bulacak. Güneydoğumuzdan kalkacak uçaklar Irak'ı vuracak. Hudut boyunca askerimiz alarm hâlinde. Mülteci yığılması bekleniyor. Küçük sayıda da olsa kesinlikle Türkiye sınırını aşmamaları gerekiyor. 10 yıl önce bu büyük hatayı yapmıştık. Özenle ve özveriyle yüz binlerce mülteciyi misafir ettik. Kürtleri çok seven Batı kılını kıpırdatmadı, elini cebine atmadı. Hayli terörist topraklarımıza sızdı, binlerce Türk Kürdünü öldürdü. Avrupa'dan epey nasihat aldık. Bu arada Madam Mitterrand kamplarımızı gezdi, sonra bizi azarladı! Aynı şeyleri tekrarlamayacağız. Mülteci kabûl edecek siyasî iktidarı şidetle kınayacağız. Zaten PKK'lılar, yeni silâhlar edinerek KADEK adı altında Türkiye'ye girmeyi bekliyorlar. Bir Kürt devletine bizden daha muhalif bulunan İran, Irak, Suriye, Ermenistan, bu KADEK'lileri destekliyor, besliyor, silâhlandırıyor. Doğrusu Kürt konusunu Türkiye'nin tekeline bırakmaktaki usta politikaları kayda değer. Saddam rejiminin hiçbir şansı kalmadı. Kanla geldi, yaşadı, beslendi, kanla gidecek. Saplantıları, ırkçılıkları, bencillikleri sebebiyle Baas'çılar, bütün Arabistan yarımadasını Bağdat çevresinde birleştirecekleri iddiasıyla gelip, Irak'ı bile, şunun bunun kaç parçaya bölüneceğini hesapladığı bir ülke hâline getirdiler. Ankara'nın Saddam sonrası Irak'ı için akıllı bir politika oluşturması lâzım. Belki oluşturuldu da, kozmik haldedir, biz bilmiyoruz.