İsrail krizi

A -
A +

Açık denizde bir Türk gemisi, gece yarısı, İsrail askeri tarafından basıldı. Tamamen sıra dışı bir olaydır. Hattâ 500 yıldan bu yana Türk-Yahudi ilişkilerinde böylesine pis bir çatışma geçmediği söylenebilir. 22 Arap devleti+İslâm Konferansı varken, Gazze'de muhasara altına alınan, ambargo uygulanan bir buçuk milyon Filistinlinin derdini, Türkiye olarak biz üzerimize aldık. Gazze, Akdeniz tarafından İsrail, kara tarafından Mısır kuşatması içindedir. Giriş çıkış yasaklanmıştır. İsrail, filo hâlinde yardımın sonu gelmeyeceği endişesiyle davrandı. En basit yorum budur. Yardımı Kızılay kanalı ile yapsa idik, devlet teşebbüsü şeklinde algılanırdı. Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül, İsrail'i şiddetle kınadı. Katılıyoruz. Şili'de bulunan Sayın Erdoğan'ın tepkisi henüz gelmedi. Krizi nasıl yöneteceğini bilmiyoruz. Üstelik PKK'nın İskenderun baskını da aynı derecede vahimdir. İstanbul'daki Musevi vatandaşlarımıza karşı bir halk hareketi yalnız çapulcuların işine yarar. Musevi vatandaşlarımız İsrailli değil, Türk'tür. Yakın tarihimizde gayr-i müslimlere davranışlarımız bize hiçbir fayda sağlamadı. Devletimize ve saygınlığımıza zarar verdi. Böyle bir hatâ yaparsak, dünya medyasında çok güçlü olan Yahudiler, İsrail'in işlediği ağır suçu evirip çevirip mâzur ve haklı gösterecektir. Açık denizde İsrail kara sularından çok uzakta Türk vatandaşlarına gece baskını ile korsanca ateş açılmasını, Güvenlik Konseyi başta, milletlerarası alanlarda şikâyet edeceğiz. Mavi Marmara gemimizdeki 600 kişinin yarısı Türk, diğer yarısı 30 ayrı devlet vatandaşıdır. Binaenaleyh olay her bakımdan, uluslararası hukukun konusudur. Zaten bütün dünya, belli başlı bütün devletler, ilgileniyorlar.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.