İstanbul, yarım asırdan fazla bir zamandan beri yanmak tehdidi altında yaşıyor. Boğaz'dan geçen petrol gemilerinin çıkaracağı yangın ihtimali, son yıllarda, çok daha geniş olan Çanakkale Boğazı'nı da tehdid eder hâle geldi. Zira 1950'lerden beri petrol gemileri, 1937 Montrö Anlaşması'nda tasavvur edilemeyecek oranda büyüdükçe büyüdü. Geçen ay Meksika Körfezi'nde Birleşik Amerika'nın mâruz kaldığı facianın azameti, bütün dünyayı uyardı. Atatürk'ün Hatay'la beraber Türk milletine son armağanı olan Montrö Anlaşması, Boğazlar'dan geçişi, zamanımızın dev gemilerini tahayyül etmeksizin düzenledi. Hele petrol tankeri denen bir heyûlânın türeyeceği hiç hesaplanmadı. Hükûmetlerimiz, akla gelen gelmeyen her devletin bayrağını taşıyan petrol yüklü tankerlerin ve pek çok ilkel teknenin büyüyüp çoğalmasını pas geçtiler. Birkaç korkunç kaza bile uyarıcı olamadı. İşte ikisi: 15 Kasım 1979'da Romanya bandıralı Independenta, bir Yunan gemisi ile çarpıştı. Haydarpaşa sahilinde korkunç bir patlama ile battı. 64.000 ton petrol Boğaz'a döküldü ve haftalar boyu yandı. 43 denizci yanarak can verdi. Boğaziçi'ndeki canlıların yüzde 95'i öldü. Marmara Denizi'nin rengi değişti. 13 Mart 1994'te Güney Kıbrıs'a ait iki tanker çarpıştı. 29 denizci öldü. 13.500 ton petrol günlerce yandı. Boğaz'da yılda 99.000 ton balık avlanırken, sonraki yılda 19.000 tona düştü. Birçok balığımızın nesli tükendi. Bakû-Ceyhan boru hattı, Boğaz'dan geçen günde ortalama 25 gemi sayısını 18'e düşürdü. Boğazlar'dan yılda 150 milyon ton mal geçiyor. Bunun 100 milyon tonu petroldür. 15 mil boyunca İstanbul Boğazı 90 derece 8 dirsek yapmaktadır. Dünyanın en tehlikeli deniz geçididir. Şimdi konu ile ilgili Dışişleri, Ulaştırma, Enerji ve Çevre Bakanları, diplomatik her türlü faaliyetle, İstanbul'u yanmaktan kurtaracak tedbirler alınmasına karar verdiler. Boğazlardan geçiş mutlaka ve ne pahasına olursa olsun çağdaşlaştırılacaktır. Ancak Sayın Başbakan'ın meseleyi benimsemesi, ön planda ele alması gerekir. İstanbul, yeryüzünde 2 kıt'a üzerinde kurulmuş tek şehirdir. Cihan imparatorlukları ve hilâfet taht şehridir. Türk medeniyetinin ve estetiğinin zirvesine ulaştığı beldedir. Hiç, ama hiçbir sorun, bunun kadar hayâtî ve âcil olamaz. İstanbul'u kurtaran dünyayı kurtarır.