Hafta Baykal kaseti gibi berbat bir konunun egemenliği ile geçti. Maalesef... Dünya medyasında yer aldı. Türkiye gibi bir devletin ana muhalefet liderinin, partisinin genel başkanlığından istifasına sebep olan skandal, gerçekten önemli olaydır. Bu alçaklığın failleri bulunmadıkça, Türkiye'de karşılıklı ithamların sonu gelmez. Faili bulup yargıya havale eden hükûmet, prestij kazanır. Zira öylesine bir rezalet, her camiadan çok kişiye zarar verebilir, bulaşıcıdır. Kasetin montaj olması ihtimali vardır. Maalesef partiler, politikada, referandumda, genel seçimlerde propaganda malzemesi yapacaklardır. Birbirimizi ithamlarla vatandaşın başı dönecektir. Bunun Türkiye'yi ne kadar küçük düşüreceği, zarar vereceği âşikârdır. Türkiye'nin gündemi, ülkemiz ve milletimiz için birbirinden mühim o kadar çeşitli işle dolu iken, böylesine rezil bir engelin araya girmesi üzücüdür. Dış mihrakların tertibi olabileceği düşünülebilir. Benzer olaylar yapmışlardır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin iç mücadelesinin bir ürününden ibaret bulunması kezâ muhtemeldir. CHP'ye veya Baykal'ın şahsına çok kızan bir muhalif de yapabilir. Bu pislik, çeyrek asır önce bir ana muhalefet partisi liderinin telefonunun dinlendiği şikâyeti ile başladı. Daha önce emniyet, ancak uyuşturucu, terör, örgütlü suçlar için yargıç izniyle dinliyordu, meşrûdur, bütün demokrasilerde böyledir. Ama politikacılar, telefonlarının dinlenmesine kıyamet koparmaları gerekirken, platonik protestolarla yetindiler. Radikal tedbir getirilmezse, yarın daha vahîm kasetler ve dinletiler ortaya çıkabilecektir...