Kemal Derviş'in arkasında pek çok iç ve dış destek var. Bunların hiç biri Türk seçmenini temsil etmiyor. Atatürk'ün dediği gibi zeki olan milletimiz, 3 Kasım'a kadarki müddet içinde gerçekleri anlıyacaktır. Bu kadar destekten hiç hoşlanmayacaktır. Onun için Derviş, CHP'de beklendiği oranda oy sağlamaz. Baykal da elbet bunu biliyor. Adalet ve Kalkınma, birinci parti olacaktır. 275 kadar milletvekili çıkaramazsa (ki bu sayıyı bulmak zordur), geri kalan partiler, aralarında anlaşarak koalisyonla iktidar oluşturacaklardır. Bu takdirde, yeni Meclis'in 2. partisinin genel başkanı başbakandır. Baykal, Çiller veya Bahçeli... Bu üçünden biri... Milliyetçi Hareket Partisi'nin durumu tartışılacaktır. Avrupa Birliği karşıtı tutumu bakımından, diğer partilerle işbirliği müşkil görünüyorsa da, seçim atmosferinden çıkıldıktan sonra, Kasım ayında hava değişir. Brüksel raporu da lehimize yazılırsa MHP, AB'ye karşı yumuşayacaktır. Zaten Dr. Bahçeli, müteaddit defalar MHP'nin AB'ye üye olmak istediğini, ancak Türkiye'nin özel şartları (!) bulunduğunu söyliyerek, kapıyı aralık tutmakta dikkatli davrandı. Büyük perpormans gösterebildiği takdirde, Adalet ve Kalkınma Partisi de, zaten 1. parti olacaktır, hükûmet kurabilir ve ana muhalefet durumundan kurtulur. Bu performans, Avrupa Birliği'ne yaklaşmaktan ve daha önemlisi, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkelerine tavizsiz ivazsız uyum sağlamaktan geçer. Hiç bir parti, bu ilkelere uyum göstermeksizin icranın başı veya ortağı olamaz, sadece Meclis'e girebilir. Aksi takdirde Devlet'in işleyişinde huzursuzluk belirir ki, bu da istikrarsızlık ve ülkenin gerilere kayması demektir. Türk Devleti'nin temel ilkeleri nedir? Yarın arz edeceğim.