Konumuz AB

A -
A +

Tamamlamak üzere bulunduğumuz haftanın ağırlıklı gündemi, AB idi. Politika ve medya alırlar, almazlar yahut girelim, girmiyelim münakaşaları ile fikir geliştirdi. Bilen konuştu, azbilen, yanlış bilen, hiç bilmeyen daha fazla konuştu ve yazdı. Çeyrek asır önce, asrın millî hatasını yaptık. Yunanistan'la birlikte üyelik müzakerelerine başlamadık. 10 yıl müddet (?!) istedik. O gün Atina, tarihinin en çılgın sevincini yaşamıştır, eminim. Şimdi bazı mihraklar bir müddetten beri, Yunanistan'la beraber daveti kabûl etse idik, ikimizin de alınmıyacağı saçmasını yaymaya başladılar. Zira tarihî sorumluluğun çapı, kaldırılamıyacak kadar ağırdır. Gûyâ kendilerini savunuyorlar. Efendim siz de müzakerelere başlasa idiniz de, Avrupalılar, bizi de, Yunan'ı da almasalardı! Çeyrek yüzyıl önce çıta, bugünki kadar yüksek değildi. Gittikçe de yükselecektir. Ne Kopenhag kriterleri vardı, ne benzeri ölçütler... Bizden yıllarca sonra işe başlayan, ekonomik ve demokratik durumları bizden berbat, İspanya ve Yunanistan gibi ülkeler, ellişer altmışar milyar dolar hibe (borç değil) alarak, tam üyelik koltuğuna oturdular. Avrupa Parlamentosu'na gönderdikleri milletvekilleri, ses vermeye başladı. Biz üstelik 1980'de Avrupa'nın demokratik platformlarından dışlanmıştık. Kendi parlamentosunu kapatan bir devlete ne muamele yapılır? Özal gelmese, pek ayılacağımız da yoktu. Bazıları, bir ittifak veya andlaşma müzakereleri ile AB'nin durumunu karıştırıyorlar. Bizim şart ileri sürmek hakkımız yoktur. Bütün Avrupa devletlerinin kabûl etiklerini kabûl veya reddedeceğiz. Ancak diğer üyelerden istenmeyen uygulamalara muhatab isek, itirazımız mümkündür. Putin'in, Rusya için AB üyeliği talebinden sonra bir tek Türkiye açıkta kaldı. Çocuklarımızı 2000 dolarlı, yüzde bilmem kaç enflasyonlu, insan haklarına direnen, bürokrasiye ve kırtasiyeciliğe boğulmuş yoksul bir Orta Doğu ülkesine mecbur ve mahkûm edemeyiz. AB düzeyini ve ilkelerini, milletimiz için istiyoruz. Avrupa istediği için değil. O düzeye ve ilkelere mutlaka ulaşacağız. O çizgiye eriştiğimiz zaman AB'ye girip girmemek elimizdedir. Zinhar kişi, parti, zümre konusu değildir. Türk'ün en hayatî millî davasıdır.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.