Küreselleşen dünya

A -
A +

Küreselleşme döneminde devletlerin politik ve ekonomik menfaat ve ilişkilerinin iç içe girmesindeki yoğunluk dikkat çekicidir. Hızlı olduğu derecede karmaşık, karmaşık olduğu kadar çok yönlü işleyen bu mekanizmanın içinde yer alamayan, bu yetenekten mahrum ülkeler, kendi hallerince yaşamaya devam ediyorlar. Türkiye, çağdaş bir devlet iddiasını taşıyor. Bu sıfatla küreselleşme içinde yer almaya çalışıyor. Ama çok da istekli değil. Tecrübesi az. Statüko rehavetini bırakabilmekte zorlanıyor. Buna rağmen başka çare yok. Aksi takdirde çizginin diğer tarafına düşeriz. diğer taraf maazallah, diktatörler, yolsuzlar, yolunu bulamayanlar, bocaladıkça batanlar âlemidir. New York'tan Münih'e kadar, ekonomi ağırlıklı, fakat politikayı da peşine takan uluslararası toplantılar biribirini izliyor. Artık birden fazlası aynı günlerde yapılıyor. Yetişebilen yetişiyor. Yetişemiyen yaya kalıyor. Küreselleşme karşıtları da aynı merkezlerde toplanıyor. Onların işi mükellef palaslarda, muhteşem salonlarda değil, sokaklarda... Eski tüfeklerin, daha açık tabirle gözleri hâlâ çöplükte komünistlerin ağırlıklı bulunmalarına rağmen, Küreselleşme Karşıtları'nı ne küçümsemeli, ne tamamen muzır telakki etmelidir. Muhalifi, muarızı, münekkidi olmayan sistemler, zamanla dejenere olup inkıraz bulur (çöker). Muhalefet ve eleştiri, sistemleri ve onları işletenleri diri ve uyanık tutar. Yanlışlarını düzeltmek için uyarır. Yeni atılımlara, keşiflere sevk eder. Böylesine bir dünyada dışa açılamayan, milletlerarası sorunların çözümlenmesine katılamayan devletlerin geleceği karanlıktır. Başlıca marifetleri, yönettikleri toplumların hürriyetlerini kısmak ve onları yoksulluğa mahkûm etmektir.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.