Komünist ırkçı bir terör örgütü olan PKK, yediği ağır darbeler ve terörün her ülkede lânetlenmesi neticesinde, şimdi öne sürüldüğüne göre siyasallaştı! Dışarıdan gelen emirler mucibince dilekçe furyasına başlaması, bu siyasallaşmanın tezahürlerinden biridir. Bu konudaki hassasiyetimiz bilindiği için, yetkililer, Kürtçe isteyen saçma sapan dilekçelere karşı çıkacaklar. Bir şeyler yapmak niyetinde isek bunlar da ertelenecek. Sonra bizi insan haklarına karşı gelmekle suçlayıp Avrupa'ya, Amerika'ya şikâyet edecekler. Planın bu olduğu âşikârdır. Kürtçe için adım atsak, eminim çok bozulacaklardır. Kürtçe için ne yapıp ne yapamıyacağımızı, geçen yıllarda da yazdık, tekrarlıyoruz. Her derecedeki hiçbir okulumuzda, üniversitelerimizde, seçmeli de olsa Kürtçe okutulamaz. Biz okullarımızda ve üniversitelerimizde ancak belli başlı önemli kültür dillerini öğretiriz. Kürtçe bunlardan biri değildir. Sadece bir folklor lisanıdır. Birçok Kürtçe vardır. Hakkârili Kürt ile Tuncelili Kürt'ün anlaşması imkânsızdır. Herhangi bir Kürt dialekti ile herhangi bir ilim yapmak ve öğretmek hayal bile edilemez. Diğer bir ilkemiz, Türkiye Cumhuriyeti'nin, her vatandaşına, her çocuğuna Türkçe öğretmek yükümlülüğüdür. Ülkemizde Türkçe bilmeyenler varsa bu, bizim millî olduğu söylenen eğitim politikamızın yetersizliği sonucudur. Ama özel teşebbüs, Kürtçe kursları açabilmelidir. Sanıyorum kaset, kitap, dergi, gazete yayınlanabiliyor. Özel radyo ve TV'lerde Kürtçe neşriyat yapılabilmelidir. Başta RTÜK, Devlet organları, Türkçe yayınlar gibi bunları da denetliyeceklerdir. Zaten Ermenistan, İran, Irak, Suriye radyo ve televizyonlarında bizim aleyhimizde Kürtçe programlar var. Türkiye Kürdü, Türk'lüğün ayrılmaz bir parçasıdır, azınlık statüsünde değildir. Aileleri içinde kullandıkları dili yabancılardan dinlemek zorunda bırakmıyalım.