Lider kelimesini genel başkan yerine, daha kısa olduğu için kullandığımız farkedilmiştir. Zira bugün genel başkanlar var. Liderler yok. İnönü, Menderes, Demirel, Özal, Türkeş lider idiler. Buna rağmen bugünkü genel başkanların, partileri içinde, bir devirlerin liderlerinden fazla otorite kullandıkları açıktır. Demirel, Türkeş gibi büyük karizması olan liderlerin genel idare kurulu listelerinin büyük kongrelerinde delegelerce delik deşik edildiğini biliyoruz. Bugün böyle bir şey mümkün mü? Genel başkanın listesi silme kazanıyor. Genel başkanlar öylesine cür'etkâr milletvekili listeleri yapıyorlar ki, böyleleri İnönü'nün ve Menderes'in kudret sınırlarının, hattâ hayal ufuklarının dışında idi, bu derecede şahsî sıralamalara asla cesaret edememişlerdir. Buna rağmen genel başkanlarımız sistemden şikâyetçidirler. Şikâyetlerinin çoğu haklı ve âcilen tedbir alınması gereken konuları içeriyor. Ancak sistemi hangi güç ıslah edecek, çağdaş hâle getirecektir? Bizzat kendilerinin bu misyon için koltuklarında oturduklarını unutuyorlar. Bu unutkanlık, yürütme ve yasamanın meşru ve demokratik yetkilerini küçülttükçe küçültüyor. İktidar boşluk kabûl etmediği için, eksikliği, seçilmemiş kuruluşlar ve kişiler kapatmaya çalışıyorlar. Seçilmişler, kusurun kendilerinde bulunduğundan, otoritelerini kullanamadıklarından, reformları göze alamadıklarından dolayı böylesine bir dönüşümün işler duruma geldiğinden gafil, şikâyet edip duruyorlar. Seçilmemişlerin davranışlarını, halkımıza şikâyet ediyorlar, bu davranışlardan yakınıyorlar. Halkımıza, çağdaş uygarlık düzeyini temsil eden Avrupa normlarında, kriterlerinde, ilkelerinde, düzenlemelerinde, yasalarında, demokrasinin nasıl işlediği tekrar tekrar anlatılmalıdır. Bu uygarlık sisteminde, telefonun hangi şartlarda dinlenip dinlenemeyeceğinden tutunuz, milletvekili dokunulmazlığının sınırlarına kadar, her şey açıklanmalıdır. Kendimize göre kurallar koymak hilesinden kaçınmalıyız. Medenî dünyadaki tatbikat, bizim için de geçerlidir. Gerçekten o dünyanın parçası olmak niyetinde isek... Milletimizi bu değerlere lâyık görecek kafa yapımız varsa...