Avrupa Birliği'ne onurumuzla gireceğiz sözü elhak doğrudur. Türk'ün onuru, dev Almanya'sından minimini Lüksemburg'una kadar hiç bir AB üyesinden bir miligram hafif olamaz. Bir miligram ağırlıklı olduğu da söylenemez, zira o milletlere hakaret demektir. Girişte başka üyelerden istenmeyenler şimdi Türkiye'den isteniyor sözü gerçektir, gene doğrudur, fakat eksiktir: Çünki giriş şartları yıldan yıla ağırlaştırılmış, çıta sürekli yükseltilmiştir, daha da yükseltilecektir. -Biz milletçe uyutulurken- vaktiyle AB'ye girenler, bugünkinden hafif yükümlülükleri yerine getirdiler. Yunanistan'la eşzamanlı ve İspanya, Portekiz, Avusturya'dan önce tam üyelik elimizde idi, tersiyle ittik. Ancak yeni kriterler oluşunca, üye devletler bunları onayladılar. Kaldı ki, 10 yıl sonra görüşelim kabîlinden gaflet ve dalâletlerin, devletlerin hayatında, mutlaka müeyyidesi olur, sonraki nesiller pahalı öderler. Komşuları ile sorunları bulunan devleti almazlar iddiası da çok yanlış değildir, ama istisnaları mevcuttur. Türkiye ile büyük problemleri olduğunu söyleyegelen Yunanistan'ı almışlardır. Güney Kıbrıs'ı almaya da hazırdırlar. Türkiye Cumhuriyeti'nin politikası, yurtta ve cihanda sulhtur. Fakat bu iş, diğer taraf inatçı husumetini sürdürdüğü takdirde gerçekleşmez. Bu konuda, AB üyesi bir Türkiye'den ödleri kopanların oyununa gelmemek gerekir. Sayın Dr. Devlet Bahçeli Avrupa Birliği'ne tam üyelik Devlet politikamız oldu diyerek bizi rahatlattı. Milliyetçi Hareket Partisi'nin, iktidara da gelebilecek kapasitede bir Merkez partisi oluşturması, bizi mutlu kılar. Çocuklarının yüzüne medeniyet dünyasının kapılarını kapatan bir parti asla oy alamaz. Türk milliyetçi hareketinin marjinal ve mahcup duruma düşmesi, bizi üzer, çok üzer. Demokrasi ve refah, Türk'ün hakkıdır. Demokrasi, Kopenhag kriterlerinde yazılan rejimdir. Refah ise iki bin veya beş bin dolarla mümkün değildir.