Şu tarihî gerçeği bu sütunlarda birkaç defa vurguladık: Büyük inkılâp ve değişimlerde Türk Silâhlı Kuvvetleri daima baş çekmiştir. Her çağın yeniliğini ve icaplarını önce ordumuz benimsemiştir. İmparatorluk döneminde de, Cumhuriyet döneminde de böyle oldu. Modern harb okulu ile kurmay akademisi, Avrupa devletlerinden sadece birkaç yıl sonra bizde de açıldı. Binaenaleyh Genelkurmay'ın Avrupa Birliği'ne karşıtlığı akıldan bile geçirilemez. Buna rağmen bazı kişiler asker istemez diyerek reformcuları etkilemek istediler. 30 Mayıs Millî Güvenlik Kurulu toplantısı, 1959'dan beri girmeye çabaladığımız AB'nin, Devlet Politikamız olduğunu gösterdi. Halkımız geniş nefes aldı. Son pürüzlerin bu hafta sonunda Çankaya'da yapılacak genel başkanlar zirvesinde çözümleneceğine şüphe etmiyoruz. Gerek Millî Güvenlik Kurulu'nda aldığı tavır, gerek Çankaya'da parti genel başkanlarını toplamak teşebbüsü, Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer'e önemli puan kazandırdı. Zaten Anayasa Mahkemesi Başkanı iken de ilerici fikirleriyle tanınmıştı. İdam, kıytırık lehçelerde yayın ve öğrenim, olağanüstü hâle son verilmesi... Bunlar aslında bir günde halli gereken konulardı. Devlet mekanizmamız köhnelikten döküldüğü için, eski Avrupa eyaletlerimizin gerilerinde kaldık, işi uzattıkça uzattık. AB ile ilgili olmayan idam cezasının kalkması için imza koymayan tek Avrupa devleti derekesine kendi kendimizi düşürdük. Kıbrıs'ta da dikkatli ve çabuk olmamız lâzım. AB yolumuzu Kıbrıs üzerinden kesmek isteyen dış mihraklar vardır. Kıbrıs, Kopenhag kriterlerinden daha kritik bir konudur. Bu hafta içinde başbakanlık meselesinde de yumuşak geçiş yapabilirsek, bir dereceye kadar rahat nefes almamız mümkün olacak.