Anayasa derecesinde, yahut ona yakın derecede önemli yasalar vardır: Türk Ceza Kanunu gibi. Demokrasinin aksamaması için de o derecede yasalar veya düzenlemeler var: Seçim yasası ve milletvekili statüsü. Bu ikisindeki aksaklıkların giderilmesinin ertelenmesi için partilerimizin müttefik gibi hareket ettiklerini birkaç defa yazmıştım. Zira hepsinin işine geliyordu veya öyle zannediyorlardı. Seçim kanunundaki büyük aksaklık, Kenan Evren buluşu %10 barajıdır. Kürt ayrıcalığını engellemek için kondu. Ancak Kürtler, bu defa bağımsız adaylar olarak Meclise girdiler. Baraj %5'e indirilse gene girerlerdi. Demokratik baraj %1'dir. Ama yükseltilmesi caizdir. %10 baraj ise milyonların oyunu olumsuz etkiler. Gerçi genel seçimlerde böyle bir şey olmadı. Ama Milliyetçi Hareket Partisi'nin baraj altında kalabileceği çok konuşuldu. Kalsaydı, bugün Türkiye'nin manzarası değişirdi. Diğer bir aksaklık milletvekilleri aynı veya birbirine yakın oy sayısıyla seçilmiyorlar. İstanbul'da ve büyük beldelerde yüz binlerce oya bir milletvekili çıkmasına mukabil, küçük illerde birkaç on bin oyla seçilebiliyorlar. Bu da bugün artık manası kalmamış bir İstanbul kompleksinin eseridir. İstanbul Türkiye için, Paris Fransa için, Viyana Avusturya için ne ise, odur. Türk kültürünün mukayese kabul etmez merkezidir. Türkiye'de standart şive Türkçenin İstanbul şivesidir. Ama İstanbul, bilhassa bugün İstanbullulara ait değildir ki... 15 milyon İstanbullunun sadece 2 milyonu İstanbul doğumludur. Bunların da ancak 800.000'inin babası İstanbul'da doğmuştur. Bunun için bir yasa gereklidir. Milletvekili statüsü ise iç tüzük değerinde meclis protokolü şeklinde de düzenlenebilir. Milletvekillerimizin böyle bir cendereye girmek istemedikleri aşikâr. Ne yapalım ki, mecburlar. Zira Avrupa ve Kuzey Amerika ve bütün demokrasilerde bu böyledir. O ülkelerde birçok çarpıklıklar olmuş ki bu konuda yasalar çıkarılmış. Ne gibi çarpıklıklar! Yarına...