Köklü devletlerde silâhlı kuvvetlerin büyük ağırlığı vardır. Ordu, Türkiye kadar Birleşik Amerika ve Fransa'da da etkilidir. Ancak bu etki Washington ve Paris'te hissedilmez. Zira çok derindedir maharetle örtülmüştür. Politikacı, subayını halka şikâyet etmez. Subay da açık cevaplar yayınlamaz. Batı'da hayretle karşılanan bu alenî çekişmenin sebepleri üzerinde düşünmek gerekir. Birincisi, laiklik ve bütünlük karşıtlarının 1980'den sonra çok güçlenmeleridir. Bu hususta silâhlı kuvvetlerden taviz beklenemez, kim bekliyorsa hayal kırıklığına uğrar. Dünyaya nizam veren büyük demokrasilerde laiklik ve bütünlük karşıtlığı yoktur. Türkiye'de mevcuttur ve devlete ağır zararlar vermiştir. Diğer bir sebep; sivil otoritenin askerle temas yetersizliğidir. Savunma Bakanının Batı'daki fonksiyonu bizde yoktur, gerekli teması sağlıyamaz. İstisnasız her şeyden sorumlu bulunan başbakanın, kendisine karşı sorumlu Genelkurmay Başkanı ile sürekli irtibatta olması gerekir. Anlıyabildiğimiz kadarıyle ancak ayda bir defa bir araya geliyorlar ve bu da ikili bir görüşme değildir. Diğer bir sebep, iktidarın siyasî otorite zaafıdır. Devlet hayatı boşluk kabûl etmez, oluşan boşluk mutlaka başka güçler tarafından doldurulur. Bizde silâhlı kuvvetler, yüksek yargı organları, iş adamları, medya, boşluklara yerleşmiştir. Anayasamız buna müsaittir. Siyasî otorite, öylesine pestenkerânî konulara boğulmuş ve tıkanmıştır ki, bunun farkında bile değildir. Millî iradeyi tek başına temsil yetki ve görevini unutmuştur. Kendisine ait pek çok sorumluluğu başka organlara bırakmanın rehaveti içindedir. Nihayet silâhlı kuvvetlere, daha açık ifadeyle subaya müteveccih hem de kapital bir eleştiri hiç bir demokraside parti kongresinde yapılmaz. Aksi takdirde açık ve sert cevap hakkı doğar. İngiltere'de bile bu konular kapalı kapılar ardında konuşulur. Politikacı, meşru zeminleri kullanmasını bilmek durumundadır. Son olayda Genelkurmay'ın yayınladığı tebliğ, bu vesileyle bazı gerçekleri de vurgulamıştır. Bu hususu pas geçmek ve geçiştirmek isteyenler, yanılırlar, yanlış yaparlar.