Tayyip Erdoğan'ın statüsü hakkında başsavcı ve bir savcı ithamnamelerinin yayınlanmaları, bize göre sürpriz değildi. Hukuk sistemimizin icabı bu konu çok uzayacak ve aylarca gündemimizden ve medyamızdan düşmeyecektir. Anayasa Mahkemesi, muğlâk yasalarımızı nasıl değerlendirecek? Bu hususta mütalaa yürütenler kervanına katılmak istemiyoruz. Bize göre partilerimiz ve politikacılarımızla Devlet arasındaki uyumsuzluk sürüp gidiyor. Temel konu, Avrupa Birliği ilkelerine uygun ve milletimizin hakkı olan Anayasa tadillerinin gerçekleşmesidir. Performansımızı açığa çıkaracak bu gelişme, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iradesine bağlıdır. Evvelsi gün Millî Güvenlik Kurulu'nda, olgun ve dolgun kararlar alındı. Son sözün Yüce Meclis'te bulunduğu vurgulandı. Asker kanadın sağduyusu halkımızı rahatlattı. Türk Yenileşme Tarihi'nde, hem İmparatorluk hem Cumhuriyet dönemlerinde, değişim ve inkılâplarda ordumuz, baş çekmiş ve öncü olmuştur. Üstelik Atatürk tarafından hedef çağdaş uygarlık düzeyi tabiriyle, hiçbir tereddüde yer bırakmıyacak netlikte açıklanmıştır. Asker istemez bahanesiyle zihin karıştıranlar, her devirde vardı bugün de mevcuttur. Geçersiz bir iddia, yakışmaz bir ithamdır. Son Güvenlik Kurulu'nda komutanlarımız, Avrupa Birliği'ne taraftar olduklarını, ancak AB sistemini aşan taleplere karşı uyanık bulunmamız gerektiğini vurguladılar. Doğru tespit budur. Hiç kimse, şu veya bu sebeple, Avrupa prensiplerine ve demokrasinin cihanşümul kurallarına, askeri memnun edeceği gibi masum, fakat akılsız bir maksatla dahi engel koymaya kalkışmasın. Hâsılı güzel bir Millî Güvenlik Kurulu toplantısı idi. Şimdi huzûr ile meclisimizin açılmasını bekliyoruz. Milletvekillerimiz, Türkiye'nin makûs talihini değiştirecek derecede hayırlı bir inkılâbı gerçekleştireceklerinin şuuru içinde hareket edeceklerdir.