2010 YAŞ kararlarının, Sayın Cumhurbaşkanımızca onayı ile millet rahat nefes aldı. Bir iktidar-asker anlaşmazlığı endişesi oluşmadan çözümlendi. Onun için mutlu son dedim. Başta yeni bir genelkurmay başkanı orgeneral Sayın Işık Koşaner, silâhlı kuvvetlerimizin yeni komutanlarını kutluyorum. Sayın Başbakanı da kutlamak gerekiyor. Zira 2010 YAŞ siyasî tarihimize geçecektir. Çünkü genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanlarını hükûmetin, daha açık ifadeyle başbakanın atayacağı vurgulandı. Ordumuzun 2220 yıllık geçmişi var (Mete'nin on'lu birimlerle ilk muntazam atlı ordumuzu kurması: M.Ö. 209). Her çağda gereği gibi yenilenerek günümüze geldi. Yenilemekte geç kaldığımız, kusurlu olduğumuz zamanlarda ordularımız hezîmete uğradı, ülkeler kaybettik. Şimdi Avrupa Birliği standartlarına çok yaklaştığımızı söyleyebilirim. Türk'e yakışmaz, Atatürk rejimine temelden aykırı darbe -tehdit demeyim- söylentilerinin artık sonu geldiğini umuyor, bunu istiyoruz. Subayımız ve milletimiz böyle bir şâibe altında çağdaş hayat yaşayamazdı. Sayın Erdoğan'ı, AK Parti'ye taraftar generaller istemekle suçlayanlara sadece gülerim. Darbe söylentilerinde ismi geçenleri istememiştir o kadar. Derin tarihimizi bilmeyenler bu gibi iddialarda bulunuyorlar. Erdoğan direnmese idi, milletin hukukunu savunmakta ihmal göstermekle suçlanabilirdi. Ben, son yarım asırda, değil AK Parti, eski anlı şanlı Merkez Partileri'ne sempati besleyen bir muvazzaf subay tanımadım (bazıları ancak emekli olunca fikir değiştirdiler). Menderes'i, Demirel'i, Özal'ı beğenemeyen subaylarımıza onların hizmetlerini kabûl ettirmek mümkün olamamıştır. Niçin'i büyük bir konudur. En düşük ahlâklı bir mareşal yüzünden 1876'da, bugünkü modern ordumuzun kurucusu İkinci Mahmûd'un 1826'da mahkûm ettiği (istemezük, verin pâreleyelim!) slogancısı asker tipi hortladı. İkinci Abdûlhamîd ve Atatürk'ün otoriter yönetimlerinde rahat nefes alabildik. 1908'de ve 1960'ta darbecilik yeniden başladı. 2010 YAŞ'ı, darbe meraklısı önemli bir sivil zümre için de büyük hayal kırıklığıdır.