Kasım ayında hükûmeti Adalet ve Kalkınma Partisi kurarsa, Cumhuriyet Halk Partisi'ne koalisyon ortaklığı teklif edecek. Doğru Yol Partisi kurarsa, gene CHP'ye teklif götürecek. Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu derece gözde olması, Demirel'in Erdal İnönü ile oluşturduğu koalisyonun inanılmaz âhenginden kaynaklanıyor. Ama meselâ Çiller ile Baykal'ın aynı uyumu sağlayabilecekleri şüphelidir. CHP hükûmet kurarsa? AK Partisi'ne teklif götürmez. Önce Doğru Yol'a gidecektir. İkisinin milletvekili sayısı yetmezse, Milliyetçi Hareket Partisi veya barajı geçen başka bir parti de koalisyona girer. Ecevit-Bahçeli uyumu ortadadır. Meğer ki Avrupa Birliği üzerinde anlaşmazlık bu durumu engellesin. AK Partisi birinci parti olacak. Sonra Doğru Yol, CHP, MHP sıralanacak. Bunların sırası hakkında bir şey söyliyemem. Seçim kampanyasındaki ve listelerinin düzenlenmesindeki başarılarına bağlıdır. Listesine Kemal Derviş'i alan parti, epey oy kaybedecek. Zira Derviş'in hepimizin hesabına borçlandığı on milyarlarca doların yatırıldığı yerleri, sarf mahallerini, vatandaşın onaylaması mümkün değil. Kesinlikle mümkün değil. Ekim ayında Avrupa Birliği'nde Türkiye için müsbet atmosfer ve bize müzakere tarihi verilmesi temayülü belirirse, seçimlerimizi olumlu etkiliyecektir. Seçimler, yüzde 10 baraj sebebiyle sürpriz yapar, kötü sonuç verirse, politik kriz çıkar. Yeniden seçime gidilebilir. Her hâl-ü kârda, son defa olarak ilkel sistemle oy kullanacağız. Keza yüzde 10 gibi tehlikeli ve az demokratik bir barajla, milletvekillerinin eşit olmayan ve haksız dağıtımı ile yapılacak son seçimdir. Artık seçmen kütüğü, oylama, oy sayımı çağdaş hâle getirilecek. Çok da tasarruf sağlanacak. AB standartlarında oy atacak ve ertesi sabah sonuçları alacağız. Muhtemelen 2006'da...