Bitmek üzere bulunan haftanın ağırlıklı gündemi, bankalar hakkında 3 maddesi Çankaya'dan dönen yasa ile, Türk Ceza Kanunu'nun mahut 159. ve 312. maddelerinin yeni şekli idi. Sonuncusu, bir müddet önce yapılan Anayasa değişikliklerine uyum sağlamak iddiasıyle yapılıyordu. Dolayısıyle asıl uyum, AB'nin Kopenhag kriterleri ile tesis edilecekti. Ancak TCK'nın anılan 2 maddesine berbat bir Türkçe ile öyle bir şekil verilmişti ki, Avrupa Birliği ile zıtlaşmak için düzenlendiği sanılırdı. Meselâ, her biri ateş parçası ve harika icraat sahibi 37 sayın bakanımızdan birinin eleştirilmesi hâlinde, yazarın epey süründürüldükten sonra içeriye tıkılıp, katiller ve ırz düşmanlarından boşaltılan hücrelere buyur edilmeleri işten bile değildir. Uzun yıllardır her çeşit basın rejimi altında yazmanın verdiği tecrübeyle, uygulamada pek böyle olmıyacağını elbette biliyoruz. Fakat hükûmet, basın üzerinde elinde potansiyel bir silâh bulunduracaktır. Ve mutlaka ibret-i âlem için bir iki arkadaşımız içeri atılacaktır. Çok eski devirleri yeniden yaşamak istemiyoruz. Ahlâksız ve şantajcı basın her ülkede ve bizde de vardır. Ancak basın, demokrasinin vaz geçilmez bir parçası ve politika yapanların yardımcısıdır. Bu şekilde algılamak doğrudur. Bir kaç gün önce 159 ve 312'nin TBMM'ye sunulan şeklinin tehlikesini sert bir üslûpla belirttim. Ancak okuyucularım dikkat buyurmuşlardır, belirli bir partiyi, meselâ MHP'yi itham etmedim. Zira Sayın Adalet Bakanımız'ın konuşmasından da anlaşılacağı gibi, maddelerin o şekilleriyle yollandığı anlaşılıyor. Artık kim kaleme almışsa... Niçin? Efendim, bazı sakıncaların politik hayatımıza musallat olmalarını önlemek için... Ama bu derecede ince politikaya aklı ermeyen AB'nin Ankara'daki büyükelçisi Fogg Hanım, kıyameti kopardı. Bakalım ne olur? Bankalar Kanunu, aynı derecede netamelidir. 3 madde virgül değiştirilmeksizin yeniden Çankaya'ya gönderildi. Bütün Türkiye, yasanın nasıl uygulanacağını izliyecektir. Zira cebimizden 5 milyar dolar daha bankaların iyileştirilmesi için kullanılacaktır. Kemal Derviş, artık yalnız MHP değil, bütün partilerimizce izlemeye alındı. Gerçi yasayı IMF, dolayısıyle Amerika bu şekliyle istedi. Ama bir aksaklıkta Sayın Derviş, Türk halkının parasını yeterince savunmamakla itham edilecektir. Daha tehlikelisi, tek başına millî iradeyi temsil etmesi gereken TBMM'nin, kendi yetkilerini hovardaca şuna buna dağıtmakta devamıdır. Birtakım kurullar oluşturuyor ve bunların üyelerine, kendi üyeleri milletvekillerine verilmemiş inanılmaz haklar ve imtiyazlar tanıyor.