İşler hiç bu kadar karışmamıştı... Bu basit ve banal cümleyi günümüz Türkiyesi için kullanmak istemezdim. Ama medyada manşetler dolduruyor. Devleti devlet yapan kuruluşların hepsi dertli... İktidar dertli, muhalefet dertli... Yargı dertli, asker dertli... Medya da dertli... Daha vahîmi bu temel kuruluşların biribirlerinden şikâyetleri... Şikâyet dedimse, kibarca yazdım. Zira biribirlerine iltifat ettikleri vaki değil. İktidar-muhalefet çekişmesini tabii karşılarım. Çünkü iktidar hükûmet etmek, yönetmek, yapmak, muhalefet de onu eleştirmek için milyonlarca oy almıştır. Ama askerin ve yargının gündemden düşmemesi, demokrasiye yakışmıyor. Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi, hepsi medyatikleşti. Yazılıp söylenenlerin, iddia ve ithamların da çoğu tutarsız. En fantastik ididialardan biri, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, Cumhuriyet Başsavcısı'na, partileri aleyhine Anayasa Mahkemesi'nde dava açması için çalıştığı saçmalığı. Zira mahkemeye düşen partilerin oyları arttığı kanaati yaygınmış. İtham konusu ile orantılı bir husustur. Hiçbir partinin bu zararlı oyuna gireceğine inanmam. İşte bu kabilden ayyûka çıkan dedikodular... Hele sen dedin ben dedimler... Vatandaşın asabını bozuyor, nabzını yükseltiyor, beynini karıncalandırıyor, biribirine hasım hâline getiren husûmetler oluşturuyor. Yekpâre bir milletiz. Dünki devlet değiliz, bugünki devletimiz Türkiye bile 1000 yıllık. Bu dalgalı ummanda hepimiz aynı gemideyiz. Ne yapalım? Evvelâ tansiyonu düşürelim. Kavgasız döğüşsüz tartışalım. Vakit hulûl edince millete gidelim. Millî irade şahlansın. Bakalım Allah neyler? Neylerse güzel eyler!..