Maruz kaldığımız dış destekli terör taarruzuna karşı, NATO anlaşmasının en önemli ve hayatî maddesi olan 5. madde, müteaddit müracaatlarımıza rağmen işletilmedi. Körfez Savaşı'ndan Irak'tan sonra en zararlı çıkan ülke olduk. Halbuki Washington'ı, açık ve samimi şekilde, tereddüt göstermeden destekledik. Mısır'ın 9 milyar dolar borcu hemen silindi. Biz 100 milyar içeri girdik. Kaldı ki Türkiye, 1952'den beri, Arz denen gezegenin bütününü Ruslar'ın tasallutuna almaya kararlı Sovyet heyulasına karşı hür dünyayı, Türk'e has içtenlikle savundu. Avrupa'nın en güçlü ordusunu ayakta tuttu. Almanya, İtalya, Japonya'nın ekonomik gelişmesine erişemeyişimizin sebeplerinden biri budur. Zira Avrupa kıt'asının güney-doğu kanadını azimle koruduk. Mısır, Pakistan, İsrail kadar Amerikan yardımı alamadık. Silâh ambargolarına maruz kaldık. Türkiye ucuza getirildi. Bu ucuzluğa karşı çıkan Menderes'in âkıbeti malûmdur. Hükûmetimiz, 11 Eylûl 2001 trajedisinin manasını kavramakta bir hafta gecikti. Türkiye'nin almak durumunda bulunduğu pozisyonu da halkımıza anlatamadı. Üstelik, korkunç bir ekonomik krizle boğuşan ve icranın beceriksizlik ve hantallığından yaka silken halkımız, hükûmetten gelecek en makul açıklamaları bile şüphe, hattâ tepki ile karşılıyacak bir duygusallık içindedir. Tereddütler, bu faktörlerden doğdu. Bu faktörlerin geçmişte kaldığını ve bugün geçerli olamıyacağını, yarınki yazımda anlatmaya çalışacağım... Cuma günki yazımın 2. satırında geçen (parite) kelimesi sehven (parti) şeklinde dizilmiş. Özür diliyerek düzeltiyorum.