Rusya'nın Boğazlar'dan nükleer atık geçirmeyi düşünmesi, Türkiye'nin maruz kaldığı en büyük tehditlerden biridir. Moskova, Ankara'nın direncini test ediyor. Kabulü imkânsız talebi için taviz istiyebilir. Proje, Rusya'da da büyük tepki gördü. Bununla beraber her iki meclis tarafından kabûl edildi. Yılda bir milyar dolar sağlıyacak 20 yıllık bir proje bahis konusudur. Rusya milyonlarca kilometre kare bâkir arazilere sahiptir. Toprak bakımından dünyanın birinci devletidir. Zengin ülkelerin nükleer çöplerini bu topraklarına gömmek istiyor. Kendi bileceği iştir. Ama Boğazlar'dan geçiremez. Türkiye bu konuda dünyayı ayağa kaldırabilir. Küçük bir kaza, ufak bir sızıntı, on milyonlarca insanımızı sakat ve dünyanın en yoğun iskân yerlerinden olan İstanbul'u devre dışı bırakabilir. Komşu ülkere keza büyük zarar verir. Bu atıkları Moskova, Kuzey Buz Denizi'nden, Baltık'tan, Pasifik'ten taşıyabilir. Hattâ Almanya'yı kızdırmayı göze alabilirse Polonya'dan geçirebilir. Boğazlar da nereden çıktı? Kötü niyet ortadadır. Âşikârdır ki Rusya, geçmişte diğer Türk ülkelerine yaptığı muameleyi, Türkiye'de de uygulamak istiyor. Yaşadığımız ekonomik krizi fırsat sayıyor. Türkiye'yi enerji bakımından kendisine bağımlı hâle getirmenin, diğer Türk devletlerindeki enerjiye el koymanın eşiğindedir. Bu politika tepki görecek, gerçekleşmiyecektir. Bu insanlık dışı iğrenç proje elbette yürürlüğe girmiyecek. Önümüzdeki aylarda Türkiye'nin gündemini belirliyecek Mavi Akım projesinin uygulanabileceğini de sanmıyoruz. Türkiye, nükleer enerjide adım bile atmadı. Enerji yatırımlarını sürekli pas geçti. Pahalı enerjide rekor üzerine rekor kırdı. Büyük bir enerji açlığı oluştu. Bakû-Ceyhan hattı için Washington'daki tereddütler tepki yaptı. Mavi Akım ortaya çıktı. Ama Ankara, Türkmenistan'ı kaale almadı. Ve Amerika'yı karşısına aldı.