İran, ilk nükleer enerji santralini açtı. Halbuki enerji için ihtiyacı bulunmayan nadir ülkelerin başında geliyor. Suudi Arabistan'dan sonra dünyanın 2. büyük petrol rezervinin sahibidir. Bu rezervin değeri 18 trilyon dolardır. Ayrıca zengin doğalgazı da var. Türkiye, İran'dan önemli hacimde doğalgaz satın alıyor. Hem de fahiş şartlarla yapılmış anlaşma ile... Böylesine bir ülkenin nükleer santral edinmek için dünyayı karşısına almaya katlanmasının sebebi açıktır: Atom bombası yapmaktır. İlk 2 veya 4 bombanın yapıldı yapılacak durumda bulunduğu iddia ediliyor. Bu bombaları, kıt'alar arası fırlatacak Şihâb 1, 2, 3, 4, 5 serisi füzeleri de mevcut. Bizde "şehab" telaffuz edilen "şihab" Arapça asıllı Farsça bir kelime. "Akan yıldız" demek. Uzayda düşmanların üzerinde yıldız gibi kayacaktır. İran, daha geçenlerde füzelerle Tel-Aviv'i bir bombardımanda "harabeye çevirecek güçte" bulunduğunu söyleyerek tehdid etti. Dünyada "kıt'alar arası" atom savaşı yapabilecek yalnız 5 devlet var: ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa. Ama eldeki bomba sayısı şöyle: ABD diğer dördünün toplamının iki katından fazla atom bombasına sahip. 90 kadarının Balıkesir ve İncirlik üssünde olduğu söyleniyor ki iki anahtarla açılarak fırlatılabilir, anahtarların biri bizde bulunuyor. İsrail, Hindistan, Pakistan ve bir rivayete göre Kuzey Kore'de de atom bombası var. Ama bunların bomba fırlatacak kıt'alar arası füzeleri yok. Japonya ile Almanya'nın ise karar verdiği takdirde en kısa zamanda atom bombası imal edecek durumda oldukları biliniyor. Fakat 2. Cihan Savaşı'ndan harabe halinde ve ülkeler kaybederek çıkan bu iki devlet, kayıplarını silaha değil, yüksek teknolojiye ve ekonomiye yatırım yaparak telafi etmek yolunu tuttular. İran'ın nükleere girmek hedefi, Amerika'yı Asya'dan çekilmeye zorlamak ve Yahudileri geldikleri Akdeniz yolu ile denize dökerek asli ülkelerine gönderip İsrail devletine son vermek şeklinde özetlenebilir. İranlılar, bu hedeflerini saklamıyor, açıkça söylüyorlar. 27 Arap ve 7 Türk devletini içeren 67 Müslüman devleti, bu İslamî bir misyonu yerine getirmekten aciz buluyorlar! Böylesine karanlık bir coğrafyada şimdi birbirinden önemli iki gelişme oldu: Birlemiş Milletler, Türkiye ile İsrail'in arasını açacak berbat bir rapor yayınladı. Ve Türkiye'nin üyesi bulunduğu NATO'nun füze kalkanı projesine katıldığı açıklandı.