Atom bombası sahibi devletler, bunları nerede nasıl kullanacaklar? Böyle bir şey, ciddi devletler için bahis konusu bile değil. Ancak sorumsuz diktatörler yönetiminde macera düşkünü devletler de var. Meselâ Kuzey Kore, Güney'deki refah ülkesi kardeşine bir bombacık yollarsa ne olur? Söyleyeyim: Amerika, Kuzey Kore'nin altını üstüne getirip canına okuduktan sonra Güney'le birleştirir. Büyük nükleer silâh stoku Amerika'dadır (ABD). Sovyet stoku 2.'dir. Bu iki devlet, nükleerlerini azaltmak için kararlı bir müzakere içindeler. Ama onda dokuz nisbetinde azaltsalar bile yine Amerika'nın elinde Arz gezegeninde bütün canlıları bin yıl için yirmi defa yok edecek stok kalıyor, Rusya'nın elinde sadece dünyayı beş defa yok edecek kadar... Bu ne akılsızca silâhlanmadır? Medeniyetin neresine sığan bir politikadır? Modern klasik silâhların dehşeti bile yetmemiştir. Böylesine bir silâhlanmaya sebep, Sovyetler döneminde Rusların komünizm yolu ile Arz'ı ele geçirmek ideolojisidir. İnsanlık, bu pisliklerden kurtulunca, medenî ve demokrat bir gezegen oluşturmak mümkün olabilecektir. Amerika, Rusya'nın bir çılgınlığından artık pek korkmuyor. Bir tek atom bombasının bir terör örgütünün eline geçmesinden dehşetli korkuyor. Zira hem Tâlibân, hem el-Kaaide, Pakistan'dan bir bombacık aşırarak dünya tarihinin en büyük şantajını yapmak süper hedefine kilitlendiler. İran'a gelince, -İran veya Pers Körfezi dediği- Basra Körfezi'nin batısı boyunca dizilen 6 Arap monarşisi ile İsrail'i ortadan kaldırmak millî hedefini izliyor. Körfez'in tamamına hâkim olup Doğu Akdeniz'e kalıcı şekilde yerleşmek istiyor. Bombadan vazgeçmek ihtimali yoktur. İnsanlığın, nükleer ve biyolojik silâhlardan arınmaktan önemli hedefi olamaz. Başbakan Tayyip Erdoğan, bu ulu hedefi cesaretle telaffuz etti. Brezilya'da -yalnız devlet başkanları için kullanılan- top atışı ile karşılandı. 2011'de Nobel Barış Ödülü'ne ve arkadaşı Başkan da Silva Birleşmiş Milletler genel sekreterliğine çok yaklaştılar. Büyük hedeflere ulaşmanın ilk şartı, onları cesaretle vurgulamaktır. Hiç ağza alınmadan geçiştirilirse, hiç gerçekleşmezler.