Bir ABD başkanının, bir yabancı gazeteye, başka bir yabancı devlet hakkında röportaj vermesi, hiç olağan değildir, hattâ olağanüstüdür. Başkan bu röportajı, hem de resmî makamında, Beyaz Saray'da Oval Ofis'te verdi. Türkiye üzerinde birkaç paragraflık özetlemesindeki başarı, büsbütün dikkatimi çekti. Röportaj, İtalya'nın Corriere della Sera gazetesinin (8.7.2010) muhabiri Paola Valentino'ya verildi. Başkan Obama, Amerika'nın Türkiye'yi nasıl gördüğünü, şüphesiz kendi görüş açısından, veciz şekilde açıkladı. En ilgiye değer cümleleri aynen şöyle: "Türkiye, tam üye olarak Avrupa'da yer almalıdır." Gazete Başkan'ın bu cümlesini manşette vermiş. "Türkler'in kendilerini Avrupa ailesinin parçası hissetmedikleri takdirde ittifak ve ilişki için başka yönlere bakmaları normaldir. İsrail'le bozuşan ve İran'a müeyyideler, yaptırımlar uygulanması için Güvenlik Konseyi'nde (hayır) oyu veren Türkiye, Batı'dan koptuğu endişesini uyandırdı. Türkiye, her zaman Doğu ile Batı'nın kesiştiği bölgede stratejik bakımdan en önemli ülkedir. NATO'nun üyesidir. Ekonomik gelişmesi mükemmeldir. Halkının çoğunluğu Müslüman'dır ama, demokrat bir ülke olarak, diğer Müslüman ülkelere model durumundadır. "Bu bakımdan Amerika, Ankara ile ilişkilerine çok önem veriyor. Türkiye'nin AB üyesi olmasını her zaman destekledik ve Avrupa'nın Türkiye'yi üyeliğe kabulünün aklın gereği olduğunu savunduk. İsrail, küçük ismim Hüseyin olduğu için benden bile şüpheleniyor. Türkiye, bunu anlamalıdır. Biz de Türkler'in İran'la sınırdaş olduğu için, yükselen güç Brezilya ile birleşerek kas gösterisi yapmasını anlıyoruz. Laik Türkiye, Batı'ya itimat telkin etmekle kalmaz, İslâm dünyasını da olumlu etkiler." Dünyanın güçlü devleti Amerika bizi bu şekilde algılıyor. Türkiye bakımından bu algılamada ters, yanlış, alınganlık konusu bir taraf yoktur.