Türkiye ümidini yitirmiş, öfkeli insanlarla dolu. Böyle bir ortamda kışkırtma sonucu eylemler işten bile değildir. Kötü şeyler vuku bulur. Olumlu herhangi bir sonuç mümkün değildir. Demokrasi bozulur. Bu zemini, siyasî beceriksizlikler zinciri hazırladı. Hükûmet, olayların önüne geçmek (takaddüm etmek) basiretinden, hattâ bu kavramdan mahrum bulunduğunu gösterdi. Zamanlama yapamadı. 2001 Türkiyesi'nde işe yaramaz kişileri kabineden atamadı. Bakan tasfiyesi artık zorunluluk ve zoraki operasyon hâline geldi. Bakalım 3 genel başkan, bu basit işlem için kaç gün harcayacaklar. Normal bir liderin kafasında, her bakanlık için yedek isimlerin hazır olması gerektiğini hatırlatıyorum. Ama bakan azaltmak ve yenilemek artık yeterli değil. Bugün yarın açıklanacağı söylenen ve haftalardır beklenen ekonomik program ne derecede mantıklı olursa olsun, ümitsizliği, hıncı, öfkeyi yatıştırmak için gene yetmez. Milletin sakinleşmesi için, apseyi deşmek, cerahati akıtmaktan başka yol yoktur. Krizde milyarlarca doların dışarıya kaçırıldığı, dalgalı kur arifesinde çok büyük meblağların Türk lirasından dövize çevrildiği artık biliniyor. Fuat Miras gibi yetkili kişilerce talaffuz ediliyor. Soyguncular cenneti hâline geldiğimiz, Washington'da, Avrupa'da kafamıza kakılıyor. Soygun listelerinin açıklanması isteniyor. Aksi takdirde dış ülkelerden kredi ve yatırım gelmeyeceği söyleniyor. On milyarlarca doları kimlerin kaptığını bilmek, milletin hakkıdır. Sonra hükûmet, göğsünü gere gere, esnafa ve çiftçiye bütçeden para ayırmak sisteminin modern ekonomide tarihe karıştığını, kapitalist sistemde zaten hiç olmadığını, Türkiye'de eninde sonunda, fakat az zaman içinde vazgeçileceğini söylemek durumundadır. Tarım, hayvancılık ve orman sektörlerinde reform için harcanacak para, bu söylediğimizin dışındadır. Dünya ekonomisi ile uyum ve eşitlik sağlanmadıkça, millî gelirin artması mümkün değildir.