Anayasa tadilinin 2. ve kesin oylamasında 8. maddenin 3 oy farkı ile reddedilmesi sürpriz oldu. Epey yankı uyandırdı. Türkiye Büyük Millet Meclisi iradesi bu şekilde tecelli etti. Aslında parti kapatılmasını sınırlaması bakımından partilerimizin çok yakındığı bir maddeyi düzeltiyordu (galiba terör ve şiddet sebebiyle kapatma hususu pas geçilmişti). Buna rağmen gerekli oy alamamasının sebepleri vardır. Bazıları şunlardır: Pazar günü Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, bazıları iktidarı şiddetle savunan bir kısım basını, vatan ihaneti ile suçladı. Millî Mücadele karşıtı İstanbul Mütâreke basını (1919-22) ile mukayese edip daha beter olduklarını vurguladı. Bu sözler, PKK eşkıyasının azdığı, biribiri ardı sıra şehit verdiğimiz günlerin teessürü ile telaffuz edilmişti. Ama bazı milletvekillerimizin bu sözleri iktidardan şikâyet şeklinde manalandırdıkları açıktır. Mahut Diyarbakır Belediye Başkanı'nın ödü koptu. Ayrıca Sayın Başbakan'ın geçenlerde başkanlık sisteminden bahis açmasından ürkenler de olmuştur. Bu tasarıyı beğenmeyen veya zamansız bulan milletvekillerinin mevcudiyeti de tabiidir. 1. maddenin reddi ve benzeri diğer 2. maddenin de reddi ihtimali, aslında AK Parti'ye gelecek seçimlerde oy kaybettirmez. Sayın Başbakan'ın prestijini etkilemez. Demokrasi tarihinde en büyük liderler böyle sürprizlerle karşılaşmışlardır. Cumhuriyet, 2. Meclis'in yarısının oyları ile kabûl edilmiştir. Lozan, en şiddetli eleştirilerden sonra zoraki onaylanmıştır. Sayın Tayyip Erdoğan'ın dünkü olağan geniş dinleyicili grup toplantısındaki açıklamaları, AK Parti politikasında tereddüdü bulunanları ikna etmek, aydınlatmak maksadını taşıyordu. Etkileyici idi. Sonra Başbakan, 1980 öncesi gibi kapalı grup toplantısına geçti. Orada ne söyledi bilmiyorum. Gerçek grup toplantısı zaten o partinin milletvekilleri dışında istisnasız herkese kapalıdır. Konuşulanların ifşası parti disiplinine aykırıdır. Yazımızı dünkü Meclis oylamasından önce kaleme aldık. 17. maddenin ne kadar oy alacağı merak ediliyordu. 8. maddenin reddinin millî iradenin tabii bir tezahürü olduğunu tekrarlıyorum. Üç beş oy farkı da demokratik bir durumdur.