Özelleştirme ve AB

A -
A +

Politikacı ve bürokrat, kısmen de olsa, açık veya örtülü şekilde, çoğu komedi derecesinde bahanelerle, özelleştirmeye karşı çıkıyor. Avrupa Birliği'ne de karşı çıkıyor. Zira özelleştirme tamamlanmadan Avrupa Birliği'ne katılmak mümkün değildir. Bu direniş bizi, AB üyeliğinin eşiğinde bulunan eski Balkan eyaletlerimizin gerisine düşürüyor. Türkiye Cumhuriyeti zihniyet, ekonomi, refah, uluslararası prestij, çağdaş uygarlık, demokrasi, güvenlik, topyekûn millî gelecek bakımlarından aşağılara kayıyor. Belâdan belâya duçar oluyor. Bütün bunlar direnişçilere vız geliyor. Yeter ki bir kısım politikacı ve bürokrat, ayrıcalıklarını devam ettirsinler. Epey insanımızı kandıran bahanelerden biri şudur: Ne yapsak, ne kadar tâviz versek, bizi üyeliğe almazlar. Türkiye'nin hedefi, çağdaş uygarlık düzeyidir. Günümüzün çağdaş uygarlık düzeni, Avrupa düzenidir. AB üyeliği ise tercih meselesidir. Avrupa düzeyine eriştikten sonra İsviçre, Norveç, İzlanda gibi girmek istemeyebilirsiniz. Bugün 15, yarın daha fazla Avrupa Birliği üyesi içinde önemli bir kesimin Türkiye'nin üyeliği için tereddüt ettiği doğrudur. Nüfus fazlalığımız ve Türk insanının refaha ve medeniyete olan açlığı, onları ürkütüyor. Serbest dolaşım ve iş edinme, hattâ sadece vizesiz seyahat bile Avrupa'yı düşündürüyor. Bu tereddütlerin izalesi kabildir. Zaten Birlik'te üye bir Türkiye'nin, Avrupa'dan dışlanacak bir Türkiye'den iyi olacağı kanaati hakimdir. Avrupa, Türkiye'siz Asya'ya ulaşmakta zorlanıyor. Meğer ki Rusya ortaya atılıp beni üye yapın, bu misyonu ben yaparım desin. 1856 Paris Andlaşması, Türkiye'yi, hem de Dünya'nın 7 Büyük Devletinden biri statüsünde resmen kabûl ve tescîl etti. Bağnaz bir Avrupa'nın yapabildiğini niçin bugünki liberal Avrupa yapamasın? Ama biz, Paris Andlaşması'nı sağlayabilmek için 1839 Tanzimat ve 1856 Islahat fermanlarını yayınladık. Bu fermanların içerdiği derinlemesine reformları gerçekleştirdik. Mutaassıp bir Türkiye bunu başardı, sonra Avrupa camiasına girebildi. Ama bugün, 1839 Tanzimatının mimarı Reşid Paşa, 1856 Islahatının mimarı Ali Paşa çapında radikal reformlara hevesli ve azimli devlet adamlarımız yoktur. Atatürk gibi, karar verilen inkılâbı ânında yürürlüğe koyabileni hiç yoktur.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.