3 Kasım'ın ertesi günü Türkiye'de çok şeyin değişeceği muhakkaktır. İki buçuk ay kaldı. Bu hafta sonunda bile artık nelerin olabileceği ve nelerin olamayacağı belirmiş gibidir. Seçim ve Siyasî Partiler kanunlarının kelimesine dokunulamayacağı anlaşıldı. Milletvekili Statüsü'ne gelince, gizli bir anlaşma varcasına telaffuz dahi edilmiyor. Halbuki bunların üzerinde Meclis çalışmaları bulunduğunu, kulislerde konuşulduğunu biliyorduk. İhtimal zamanında davranılamadı. Seçim ansızın bastırdı. Her işimizi yarına ertelemek gibi Türk'ü bu hâle getiren millî huyumuz yüzünden, sonunda hiçbir şey yapılamadı. Ama listelerde üstü örtülü ittifaklar mümkündür, yapılacaktır. Yüzde 1'in üzerinde oy potansiyeli bulunan her küçük partinin, irice partilerin içinde bu şekilde milletvekili çıkarmak üzere hemen önümüzdeki haftalarda müzakerelere girişecekleri açıktır. Her partinin oya ihtiyacı vardır. Merkez Sağ'da ve Merkez Sol'da birleşmeye gelince, başka bahara kaldı. Sayın Kemal Derviş'in bütün Sol'un liderliğini ve başbakanlığı istediği anlaşıldı. Her gün televizyonlarda seyrettiğimiz genel başkanların bunca tepkilere, bunca yenilenme isteklerine rağmen gene mücadele, bildiğimiz politikacılar ve malûm partiler arasında geçecek. Yeni simalar elbette belirecek, bazıları silinecek. Ama her seçimdekinden fazla değil... Bütün aşırı tahminlere ve matematik imkânlara rağmen biz, bir partinin tek başına iktidarına ihtimal vermiyoruz. Nisan 1999 seçimlerine benzer bir oy dağılımı olacak. Ama başka partiler arasında... Partilerin oy sıralaması değişecek.