Bu yıl içinde Avrupa Birliği konusunda çok büyük bir sınav vereceğiz. Çağdaş uygarlık (Büyük Atatürk'ün deyimiyle muâsır medeniyet) için Türk milletinin sınavıdır. Biz böyle algılıyoruz. Bundan dolayı millî iradenin tek, biricik, yegâne temsilcisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, çağı yakalamak hedefine yönelen uyum kanunlarına öncelik vermesi tabiidir. Ama Sayın Devlet Bahçeli'nin işaret ettiği gibi, yeni bir hükûmet zarureti doğabilir. Ve seçim, tasarlanandan önceye alınabilir. Sağlıklı seçimler için, partiler ve seçim yasalarının yeniden düzenlenmesi şarttır. Az nüfuslu illerin fazla milletvekili çıkarmaları gibi millî iradeyi bozan çok sakıncalı bir sistem artık yürürlükte kalamaz. Parti ittifakları kolaylaştırılacak mı, zorlaştırılacak mı? Buna da karar vermek gerekiyor. Baraj yüzde 8'e olsun indirilecek mi? Önemli konulardır. Yüce Meclis'in üye sayısının -hiçbir mantıklı gerekçesi bulunmayan- 550'den 400'e indirilmesi ve milletvekili statüsünün Avrupa normlarına uygun hâle getirilmesi, politikaya ve politikacıya saygınlık kazandıracaktır. Zaten zaruridir. Bu arada Meclis personelini yarıya indirmek için ciddi projeler gerekiyor. Başkanlık divanını da daraltmak lâzım. Kâtiplikler kaldırılmalıdır. Zaten kâtip unvanını ve iki sekreteri beğenmeyen milletvekilleri, metinleri iyi telaffuz edemiyorlar. Bunları görevli sekreterlere okutmalı. Eski tas eski hamam ve biz az gideriz ama uz gideriz inancındaki ve inadındaki adamlar, seçilmişler olsun, atanmış bürokratlar olsun, Türkiye Cumhuriyeti'ni lâgar, köhne, eskimiş, hareket ve öngörü yeteneklerini yitirmiş ve yoksul bir hâle getirdiler. Reformdan korkan hiçbir politikacıya ve yüksek bürokrata zerre kadar teveccühümüz yoktur, açıkça söylüyor ve yazıyoruz. Yeter artık!..