Salkım Hanım'ın Taneleri

A -
A +

Bir milletvekili, hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir basın toplantısı yapıyor, TRT'de bir defa yayınlanmış bir filmi ve senaryonun -epey aykırı şekilde- dayandığı romanı eleştiriyor ki, sormayın. Şunu bunu vatan hainliği gibi her türlü ölçüyü taşıran bir üslûpsuzlukla itham ediyor. Bir teşvik sonucu 2 ay gecikmeli yapıldığı anlaşılan bu çıkışın, iki bakımdan tehlikeli ve yaramaz olması dolayısıyla yazımı kaleme aldım. Birincisi, san'ata, kültüre, ilme, tarihe, edebiyata, fikre sınırlama koymaya karşıyız. O devirleri geride bıraktığımızı sanıyorumdum. Hiç kimse bir romanı, bir filmi beğenmek zorunda değildir. Beğenmediğini ifade edebilir. Ancak edebî tenkidin usulü ve üslûbu vardır, politikaya dönüştürerek üstelik tehditte bulunmak, demokrasiye ve fikir hürriyetine aykırıdır. O kadar tehlikeli sonuçları vardır ki, toplumu ancak çok gerilere götürür. Bu eylem, aralarında bazı anlaşmazlıklar bulunduğu bilinen iki parti arasında yapılmışsa, politik mahiyettedir. Partiler ve politikanın en üst temsilcileri olan milletvekilleri bu çıkmaz sokağa girmemelidirler. Türk subayını işe karıştırmak ne demektir? İkincisi, kültür san'at ve ilim adamları zor yetişir. Bu tipteki insanlarımız, Atatürk'ten sonra nadiren Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girebilmişlerdir. Ben san'atkâr ve âlimle uğraşıp puan kazanan hiçbir politikacı tanımıyorum. Buna kalkışanların hepsi tarihe olumsuz hükümlerle geçmişlerdir. Dr. Yılmaz Karakoyunlu, hem de birkaç sahada, çok seçkin bir san'at ve kültür adamıdır. Bu gibi hükümleri çok titizlikle verdiğini her okuyucu bilir. Şimdi, benim diyen kişinin anadilini doğru telaffuz edip konuşamadığı kültür fukarası bir Türkiye'de, Türkçe'nin üstâdı Karakoyunlu'ya bu husumet nedir? Bizim bildiğimiz ve onbinlerce milliyetçiye öğrettiğimiz, Türk kültürünü yüceltmenin, Türk milliyetçiliğinin temeli olduğudur. Dr. Karakoyunlu, özelleştirilmeden sorumlu devlet bakanlığına getirildi, muhataralı bir koltuktur. Hükûmetteki en ehliyetli birkaç bakandan biridir. Bakanların salkım saçak döküldüğü bir kabinede hedef oluşturup taarruza uğraması, esef vericidir. Özelleştirme düşmanı kopkoyu devletçi ve çağ dışı statükocu kadroların faaliyette bulunmadıklarını düşünmek saflık olur. Ehliyetlileri tasfiyeden asla vazgeçmeyen politik zihniyet, Türkiye'yi işte bugünkü hâline getirdi. Çıkış yolu aranıyor, bulunamıyor.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.