Almanya şansölyesi Angela Merkel Hanım, Türklere karşıdır. (Türkiye'yi seviyorum) diyor, elbette! Ama coğrafyamızı seviyor, Türkleri değil. Doğu Almanya'da Luteryen bir rahibin kızı olarak yetişti, orada üniversite fizik profesörlüğü yaptı. Evinde Hristiyan, dış hayatta Rusya peyki koyu komünist disiplininde yaşadı. Gelini Türk, torunları yarım Türk olan Almanya'nın -hâlen hayatta- efsane şansölyesi Helmut Kohl, hayret ve hayranlık verecek bir hızla gürültüsüz patırtısız Doğu Almanya'yı Rusya'nın pençesinden alıp Alman birliğini gerçekleştirdi. Doğu'dan gelen Angela Merkel'i kendisine halef seçti. Almanya ve Avusturya, 1918'e kadar iki ayrı federal imparatorluk oldukları için federal başbakanlarına şansölye deniyor. Ayrıca her eyaletin başbakanı vardır. Amerika ve Japonya'dan sonra dünyanın 3. ekonomik gücü olan Almanya'nın başına, açık Türk dostu olan Schröder'in yerine Merkel, üst üste iki seçim kazanarak şansölye oldu (cumhurbaşkanı tamamen yetkisiz ve semboliktir). Fransa'daki meslektaşı Sarkozy gibi, Türk düşmanlığı hastalığına yakalandı. Schröder, daha geçen hafta (Türkiyesiz Avrupa Birliği olmaz) dedi. Merkel ise, Türkiye'nin imtiyazlı ortaklığından bahsedip, parlak beyanlarla ülkemize geldi. Bu husustaki taleplerimizi kesmek istediği bellidir. Korkum, Başbakan Erdoğan'ı kızdırması idi, neyse iki taraf da ılımlı davrandı. Zira (imtiyazlı ortaklık) Türkiye'ye küfretmenin Almanca'sıdır. Ancak Merkel, Almanya ve Almanlarla dostluğumuzu ihlâl edemez. Sarkozy'nin Fransa ve Fransızlarla nice asırlık ilişkilerimizi berbat etmeye gücü yetmeyeceği gibidir. Üstelik ikisi de Türkiye'nin NATO'da ortağı ve müttefikidir. Almanya ithalâtımızda 1. devlettir. Ayrıca Ortak Pazar (Gümrük Birliği) üyesi olduğumuz için Avrupa Birliği'nin zaten imtiyazlı ortağıyız. İmtiyazsız düz üyelik için de -kısır görüşlü politikacılara rağmen- müzakeredeyiz, Prof. Merkel'in bile imzası var.