Dünya devletleri, 2001 yılında 722 milyar dolar tutarında silâh satın aldılar. Bu meblağa, el altından yasa dışı satılan silahlar dahil değildir. ABD, hem silâha para yatıran, hem silâh satan devletlerin başında geliyor. Diğer devletler, çok açık farkla onu izliyorlar. Filistin ve Afganistan savaşları, silâhlanmanın boyutlarını büyüttü. Başlıyacak gibi görünen Irak harekâtında ise, boyutların çıldırmasından korkulur. Silâha harcanan paranın yarısı, insanlığın büyük dertlerine yöneltilse, çok daha huzurlu bir dünyada yaşamak mümkün olurdu. Ancak insanoğlu bunu beceremiyor. Geçen gün Şanlıurfa'da bir otomobilin gizli bölmesinde jandarma tarafından bulunan 5 milyon dolar değerinde uranyum, pisliğin nerelere sıçradığının misalidir. Uranyum muhtemelen eski Sovyet bloku bir ülkeden, güneyimizdeki bir ülkeye götürülüyordu. Bin Lâdin'i bulamayan Amerika'nın, New York'a yapılan alçakça eylemle -eyleme memnuniyet izhar etmekten başka- bir ilişkisi kanıtlanmayan Irak'a teveccühü, Washington'ın petrol politikasına yarar sağlar. Ama ABD'nin Dünya üzerindeki prestijini pekiştirmez. İngiltere hariç, çok kudretli Avrupa, Amerika'nın aleyhine dönecektir. Asya ve Afrika'da feryatlar ayyûka yükselecektir. Washington, Türkiye seçimlerinden, kendisine bugünkinden daha yatkın bir iktidar çıkmasını bekliyor. Avrupa ise daha liberal bir Türk hükûmetini tercih ediyor. Haklı öfkesini hangi üslûpla sergileyeceği bilinmeyen Türk seçmeninin sürpriz yapacağı söyleniyor. Her hâl-ü kârda 22. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi, muhtemelen felâket bir Irak savaşı ile karşı karşıya kalacaktır. Bu da, silâha yatırdığımız meblağlarda tasarrufu mümkün kılmıyacaktır. Hani Sovyet bloku ayrıştıktan sonra silâhlanma yarışı gerileyecek, insanlık rahat nefes alacaktı?