ABD, savaşı önce diplomatik düzeyde hazırlıyor. Bu hazırlık uzun sürüyor. Tasarladığı Irak savaşında Türkiye'den bekledikleri, Körfez Harbi'ndekinden çok fazladır. Zira bu defa az bir müttefikle harekete geçecektir. Savaş ancak Kasım ayındaki ABD seçimlerinde Cumhuriyetçiler'in açık yenilgisi ile önlenebilir (Temsilciler Meclisi'nin tamamını oluşturan 435 milletvekili 2 yıl ve Senato'nun üçte biri olan 32 senatör 6 yıl için seçilecek.) Zira bu takdirde sonuçlar Amerikan halkı Irak'ta savaş istemiyor şeklinde değerlendirilebilir. Bugünki iktidarda da, başta Dışişleri Bakanı Colin Powell olmak üzere, savaşın ertelenmesi fikrinde bulunanlar vardır (Powell, Körfez Savaşı'nda Genelkurmay Başkanı idi.) Saddam'ın Birleşmiş Milletler'in tam denetimine rıza göstermesi veya beklenmedik şekilde düşmesi gibi uzak ihtimallerin üzerinde durulmuyor. Washington, Türkiye'nin Irak'ta savaş istemediğini biliyor. Amerikan muhibbi olarak şöhreti bulunmayan Ecevit'in bilhassa karşı koyduğuna vâkıftır. Kemal Derviş, İsmail Cem, Mehmet Ali Bayar gibi yakından tanıdığı kişilere daha fazla güveniyor. Ama her hâl-ü kârda Türkiye'yi, 3 Kasım seçimlerinden sonra kurulacak hükûmetin işe başlamasından önce bağlamak istiyor. Arap devletleri, Iraklılar'a, Filistinliler'e gösterdikleri ilgiden fazlasını göstermiyeceklerdir. Zaten Saddam'ı seven Arap devleti yoktur. Ancak Arap Birliği adına, Irak'ın zarara uğramaması için, platonik şekilde karşı çıkacaklardır. Amerika ile iç içe menfaatleri bakımından, eleştirilerini, bilhassa Türkiye üzerinde yoğunlaştıracaklardır. Ankara, ben Irak savaşında yokum diyemez. Zaten demiyor. Zira Irak'ta vardır. Saddam'ın Arap ırkçısı politikasından ve belâlı silâhlarından, Washington kadar korkmuyor. Ama Irak'ta Türkmenler ve Kürtler mevcuttur. Bu konularla Türkiye, birinci derecede ilgilidir.