Modern zamanlarda (Şarlo'nun tabiridir) kıt'alar-arası bir savaşın nasıl hazırlandığına tarihçiler için tipik örnek, ABD'nin aylardan beri süregelen Irak yığınağıdır. Cehennemî yığınakla paralel, diplomasi ve propaganda faaliyetleri de gözden kaçmıyor. Yeni yıla girerken, Amerika'nın savaşa hâcet kalmadan sonuç alması ihtimali arttı. Bu savaşın en muhalifi Almanya'nın BM Güvenlik Konseyi'ne girmesi, aynı fikirdeki Fransa'nın konsey başkanlığına gelmesi, Pakistan ve Suriye gibi üyelerin hangi istikamette oy vereceklerinin bilinmesi, Amerika'nın Birleşmiş Milletler'den istediği kararı çıkartmasını zorlaştıracak, belki imkânsızlaştıracaktır. Zira Rusya ile Çin'in de Amerika lehine davranması beklenmiyor. Anılan devletlerin hepsi, ABD'nin Körfez ve Hazar petrollerine el koymak politikasını -en hafif tabiri kullanıyorum- onaylamıyorlar. Amerika'ya, BM ne derse desin ben Irak'ı işgal ediyorum tercihinden başka çare kalmıyor. Bunu yapacak güçtedir. Ve bunu önleyecek hiç bir güç de yoktur. Ama Amerikan aleyhtarlığı genişleyecek, yükselecek, Washington için dış sorunları aşmak gittikçe zorlaşacaktır. Amerika, asla görülmemiş yoğunlukta havadan bombardımanla işe başlıyacak. Amerikan askerinin mümkün olabilen en az zayiatı vermesi için, Irak'ı muma çevirdikten sonra, tanklarını Bağdad'a sokacak. İşbu harekâtta, ister on günde, ister bir haftada sona ersin, on binlerce Iraklı'nın öleceği, milyonlarcasının zarar göreceği, çevrenin çok kirlenip mahvolacağı, tarihî yapıların silinip kültür katliâmının da gerçekleşeceği kesindir. Buna rağmen ABD, Irak'a elkoymaktan vazgeçmez. Fakat bu işi kitaba uydurarak, yani savaşsız yapmayı tercih edeceğinin ip uçları, Başkan Bush'un Yılbaşı konuşmasından da anlaşılıyor. Bunu sağlayacak tek faktör ise, Saddam'ın tutumudur ve başka hiç bir şey değildir. Saddam tercihini yapacaktır. İstifa ederse, savaş çıkmaz ve Irak yakılıp yıkılmaz. Bu kadar basit...