Çeşitli ülkelerde savaş aleyhtarı gösterilerin çoğalması dikkati çekiyor. Irak'ta bir savaştan menfaat bekleyen ülke yok denecek kadar az. Bütün bunlara rağmen ABD-İngiltere ittifakının Irak'a el koyup ülkeyi yeniden düzenleme planından vazgeçmesi ihtimali sıfırdır. Koskocaman bir sıfır... Zira, Birleşik Amerika'nın 21. yüzyıl boyunca halkını refah içinde yaşatması ve bunu sağlamak için en güçlü durumda bulunması planının bir parçasıdır. Bu planın gösterilerle, görüşmelerle önlenebilmesi mümkün değildir. Arap devletlerinin tamama yakını şu veya bu nisbette Washington'a bağımlıdır. O halde Başbakanımız'ın da katıldığı, hatta baş çekmeye başladığı tutum, boşuna kürek çekmek midir? Hayır! Irak sorununu barış içinde çözmek için çare aramaktır. Yoksa Amerika'yı vazgeçirmek bahis konusu değildir. Belki Amerika da savaşa hâcet kalmadan Bağdad'a yerleşip yeni bir Irak kurmayı tercih eder. Bu husus, Saddam'ın tası tarağı toplayıp giderek, sefil, yoksul, zavallı hâle düşürdüğü halkına hürriyetini geri vermesiyle ve Baas rejiminin sona ermesiyle mümkündür. Türkiye bakımından çok dikkatli olmaya mecburuz. Elbette bir Amerikan ordu veya kolordosunun Diyarbakır'da karargâh kurmasına falan izin verecek değiliz. Fakat makul sayıda Amerikan askerini Türk topraklarında kalmaksızın Irak'a geçirebiliriz. Hızla Musul ve Kerkük şehirlerini Saddam'dan alacaklardır. Kendi birliklerimizi de Irak'a sokmaya mecburuz. Zira kesin şekilde mülteci kabul edemeyiz. Türkmenler'in kesilip biçilmelerine seyirci kalamayız. Amerika'nın stratejik müttefikimiz olduğunu unutmamız mümkün değildir. Kuzey cephesinden vazgeçerek Irak'a güneyden gelip egemen olan bir Amerika'nın Türkiye'ye söz hakkı tanımayacağı âşikârdır. Zaten bu hususu yeterli açıklıkla söylediler. Saddam'sız bir Irak için Türkiye'nin AB ile birlikte hareketi gerekiyor. Amerika'yı da, Avrupa'yı da karşımıza almayan bir politika ancak Türk politikası olabilir. Bunu başarıyla yürütebilen iktidar, rüşdünü isbat eder.