İngiltere Başbakanı Blair, Washington'da Başkan Bush'la görüştü. Savaşın Irak'a taşınmaması gerektiğini bildirdi. Türkiye'nin de aynı fikirde bulunduğunu eklemeyi unutmadı. Terörle mücadeleyi kolaylaştırmak için bir vakit önce Filistin devletinin oluşturulmasını tavsiye etti. İsrail, bu tavsiyeye tepki verdi. Pakistan Devlet Başkanı General Müşerref, Tahran ve İstanbul'a uğrayıp Paris'i, Londra'yı ziyaretten sonra Washington'a gitti. Cumhurbaşkanı Chirac, Başbakan Blair ve Başkan Bush'la görüştü. Savaş sonunda Afganistan'ın bütünlüğünün muhafazasının şart olduğunu belirtti. Irak'ın ve Afganistan'ın parçalanarak sınırların değişmesi, gerçekten yepyeni problemler doğuracak mahiyettedir. Washington'ın Afganistan'ı parçalamak gibi bir projesi olduğunu sanmıyoruz. Ancak ülkede biribiriyle geçinemeyen örgütlerin yeniden iç savaş çıkarmaları hâlinde sonuç kestirilemez. Biz Birleşik Amerika'nın, bütünlüğün garantörü sıfatıyla şu veya bu şekilde Afganistan'da kalacağını düşünüyoruz. Buna mukabil Kuzey Irak'ta Kürt otonomisi (devleti değil!) için ciddi bir Amerikan gayreti ağır basabilir. Türkiye, İran, Suriye ve bütün Arap dünyasını karşısına alacak böyle bir senaryoyu yürürlüğe koymaktan vazgeçilmesi de mümkündür. Ancak, Saddam üzerine bir hareketten kolayca vazgeçilmeyecektir. Amerika'nın, müttefiklerini ikna edebilmesi için, Saddam'ın 11 Eylül ile herhangi bir bağlantısını saptaması yeter. Ve bir Irak harekâtı, Afganistan harekâtının bitmesini beklemeyecektir. Irak'ın, New York-Washington eylemini kınamayan dünyadaki tek devlet olduğu unutulmamalıdır. Ankara'nın Afganistan'a sadece 90 asker göndermesi, muhtemel bir Irak savaşı için büyük birlikleri el altında tutmak istemesiyle açıklanabilir. Hiç arzu edilmeyen bir Irak savaşında Türkiye'nin tarafsız kalması artık mümkün görünmüyor.