Yazımız, Başkan Bush'un çok önemli diye tavsif edilen TV konuşmasından önce kaleme alındı. Ama Başkan'ın ne diyeceği aşağı yukarı bellidir. Saddam'ın kötü, ama pek çok kötü ve dehşetli yalancı olduğunu vurgulayacak. Amerika'nın niçin Irak'a savaş açacağı hakkında ise, pek az devleti etkileyebilecek. Buna rağmen ABD, kafasına koyduğunu yapacaktır. Bize göre Basra Körfezi'ne çepeçevre hâkim olup siyasî sınırları yeniden çizecektir. Irak harekâtı, bu büyük planın ilk parçasıdır. Orta Doğu'da Osmanlı'nın çizdiği sınırlar 400 yıl geçerli kaldı. İngiltere'nin çizdiği bugünki sınırların ömrü anlaşılan asla 90 yılı geçemiyecektir. Türkiye'nin, Amerika'nın projeleri üzerinde düşündüğünü ve çalıştığını sanmıyoruz. Sovyetler'in dağılması karşısında nasıl afalladı isek, aynını yaşıyacağız. Geleceği görebilecek faaliyetlerden hoşlanmayız. Günümüzü kurtarmak huyumuzdan vazgeçmeyiz. Statükonun değişmesinden nefret ederiz. İnkılâpçılık ruhumuz dumura uğramış, taşlaşıp kalıplaşmıştır. Reform deyince tüylerimiz diken diken olur. Bu fikirlerimiz bazı zümrelerin hoşuna gitmiyor. Hiçbir zaman gitmedi. Ama birilerinin söylemesi, yazması gerekiyor. Yarın Başkan Bush, çok özel bir ikametgâhında İngiltere başbakanı Blair ile görüşecek. İngiltere, hattâ İsrail, Amerika'nın tasavvurlarını, Pax Americana'nın ilkelerini biliyorlar. Biz biliyor muyuz? Bence fazla merak bile etmiyoruz. Meselâ Amerika ile savaş sonrası Irak ve Türkiye'nin pozisyonu üzerinde konuşup anlaştık mı? Târık Azîz, Irak'a, topraklarından Amerikan askeri soktukları takdirde (ki öyle olacak) Türkiye ile Kuveyt'i, kendi ülkelerinde vuracağını söyledi. Palavra şeklinde değerlendirmeye hazırım. Fakat artık savaş ortamında bulunduğumuzun göstergesidir. Amerika savaşı bir iki ay falan erteleyemez. Zira müsait mevsimi geçirir. Zaten iş tavsar. Savaş karşıtlığı büyük boyutlara ulaşır. Kısa sürecek savaştan hemen sonrasına hazırlanalım...