3 Kasım seçim gününü artık bir tek faktör değiştirebilir: Hemen yarın Sayın Ecevit'in istifası... Bu faktörün dışında TBMM, 3 Kasım gününü kabûl edecektir. Meclis çalışmalarını sürdürse bile, seçim ortamı başlayacaktır. En kalabalık parti ile girdiğimiz seçim budur. Seçmen, partilerden birine mührünü basacak ve millî irade oluşacaktır. Nasıl bir kompozisyon çıkacağını bugünden söylemek mümkün değil. Çeşitli ihtimaller gerçekleşebilir. Ancak Ekim ayında favoriler kendini belli eder. Zira 3 Kasım'a kadar 3 ay içindeki iç ve dış gelişmeler, partiler dengesini etkileyecektir. Partilerin bu perişanlığı ve ortada büyük parti diye bir şeyin kalmaması, 12 Eylûl darbesinin siyasî yelpazeyi düzenlemek hevesinden kaynaklanıyor. Yüzde 60'a, 50'ye yaklaşan, hiç olmazsa yüzde 30'lara, 40'lara ulaşan gerçek büyük partiler, tarihe karıştı. Seçmen, sandıkta düzeltinceye kadar bu perişanlık sürüp gidecek. Ancak öfkeli seçmen kitlelerinin, soğukkanlılıkla oy kullanmayacağı âşikârdır. Tepki oyları, çoğunluğu oluşturacaktır. Bir büyüğümüzün dediği gibi pırasa doğrarcasına oy atılacaktır. Küçük illerde 50.000, büyük illerde 150.000 oyun bir milletvekili çıkardığı, son derecede adaletsiz, bir o kadar rezil bugünkü sistemle, 150'si fuzuli olan 550 TBMM üyesi seçilecek. Listeler yayınlandıktan sonra, isimlere göre, daha açık değerlendirmeler yapabileceğiz. 22. Dönem'de, bugünküne rahmet okutacak zor bir kompozisyon çıkabileceği ihtimali elbette mevcuttur. Temennimiz, 21. Dönem'den düzgün, hükûmet çıkarması ve iktidara alternatif muhalefet içermesi daha kolay bir Meclis'tir.